Günün ilk saatlerinde uyanma performansını artırmak ve zihinsel konsantrasyonu yakalamak adına ilk iş olarak kahveye yönelmek, modern toplumların en yaygın sabah rutinlerinin başında geliyor. Ancak sindirim sistemi anatomisi ve klinik beslenme alanında yürütülen son araştırmalar, bu alışkanlığın sinsi sağlık risklerini ortaya koydu. Avustralya merkezli sağlık platformlarında klinik verileri yayımlanan Diyetisyen Shannon Lavery ve İngiliz uyku antropologları, sabahları mideyi koruyucu bir besin zinciriyle desteklemeden doğrudan kafein yüklemesi yapmanın, sindirim sisteminde ve biyolojik saat üzerinde kalıcı tahribatlara yol açtığını açıkladı.

MİDEDE TAMPON MEKANİZMASI ÇÖKÜYOR: KAFEİNSİZ KAHVE DE MASUM DEĞİL
Klinik sindirim sistemi verilerine göre, su haricinde vücuda alınan her türlü katı veya sıvı gıda, mide çeperinin esnemesine ve buna bağlı olarak kimyasal sindirimi başlatacak mide asidinin salgılanmasına neden oluyor. Diyetisyen Shannon Lavery, kahve tüketiminde halk arasında doğru bilinen büyük bir yanlışı deşifre etti. Yapılan laboratuvar analizleri, sadece kafeinli kahvelerin değil, kafeinden arındırılmış (decaf) kahvelerin de mide asidi üretimini aynı agresiflikte uyarabildiğini gösterdi.
Sabah aç karnına kahve içildiğinde, midede asit emilimini ve dengesini sağlayacak (tamponlayacak) herhangi bir besin maddesi bulunmadığı için salgılanan yoğun asit doğrudan mide duvarına temas ediyor. Bu sinsi süreç, karın bölgesinde şiddetli ağrılara, kramplara ve uzun vadede gastrit ile ülser oluşumuna zemin hazırlıyor. Öte yandan kafein, yemek borusu ile mide arasında yer alan ve asit kaçışını engelleyen alt özofagus sfinkter kapakçığını gevşetiyor. Boş midede biriken asit, bu gevşemeyle birlikte hızla yukarı doğru tırmanarak kronik reflü sendromunu tetikliyor.

“KAHVE TİTREMESİ” VE BAĞIRSAK KRİZLERİNİN ARKASINDAKİ BİYOLOJİK NEDEN
Aç karnına kahve tüketiminin nörolojik ve metabolik etkileri de kişiden kişiye farklılık göstermekle birlikte sinsi bir seyir izliyor. Beslenme tıbbı uzmanları, kahve içtikten sonra ellerde görülen titremenin, ani çarpıntının ve gelişen anksiyete (kaygı) dalgasının açlık durumuyla doğrudan bağlantılı olduğunu tescilledi. Mide boşken tüketilen kafein, hiçbir sindirim bariyerine takılmadığı için bağırsaklardan çok daha agresif bir hızla emilerek doğrudan kana karışıyor ve merkezi sinir sistemini aşırı uyararak panik atak benzeri semptomlar doğuruyor.







