Yemek söz konusu olduğunda duygular ve anılar devreye giriyor. Elbette kişisel beğeni diye bir şey var. Ama ötesi de var. Bir de işin nesnel boyutu var. Çoğumuz yemek meselesinin tamamen kişisel olduğunu düşünsek bile, eylemlerimiz ve paramızı nasıl harcadığımız, kişisel tercihlerimizle pek örtüşmüyor.
Yanılıyorsunuz, Vedat Bey. O ‘harika’ dediğiniz kuzu yemeği, sizin damak zevkinize göre öyle. Genelleştiremezsiniz. Herkesin damak tadı farklıdır. Mesela ben beğenmedim. Yemek işi bir haz olayıdır. Renkler ve zevkler kişiye göre değişir ve tartışılmaz.”
Bu sözler herhangi bir izleyicime ait değil. Tam böyle ifade eden de yok ama yukarıda belirttiğim görüşler çok yaygın. Buna benzer iddialarla devamlı karşılaşıyorum. Tek tek cevap vermem de imkfnsız. O yüzden bu yazıyı kaleme alıyorum. Öte yandan bu tip görüşleri dile getiren binlerce kişiden en fazla binde birinin bu yazıyı okuyacağını tahmin ediyorum. Bu da çok önemli değil; çünkü ülkemizde -ve muhtemelen dünyanın pek çok ülkesinde- insanların çoğu bu görüşte. Ben bir azınlık mensubu olarak görüşlerimi belirtmek istiyorum. Daha fazla detay isteyenler, İletişim Yayınları’ndan yayımlanan Buyurun Ziyafete adlı kitabıma başvurabilir.
Lezzetin ötesinde tercihler var
Kanımca yemek ve lezzet meselesinin tamamen öznel olduğu görüşü, sapla samanı karıştırmaya dayanıyor. Elbette herkesin damak tadı farklı. Hepimizin beğendiği ya da tiksindiği lezzetler var. Lezzetin ötesinde, insanların bayıldığı ya da nefret ettiği kokular da var. Hadi, kapuska ya da pişmiş koyun yahnisinin kokusundan tiksinen çok insan vardır. Ama ben çok ilginçlerine de tanık oldum. Ayva kokusu burnuna geldiğinde ya da ayva tatlısı masaya geldiğinde, yediklerini çıkaracak kadar midesi bulananlara rastladım. Baldızım, içine domatesin girdiği hiçbir yemeği ağzına koymaz (hayır, alerjisi yok). Zeytinyağı kokusuna dayanamayan İtalyan; peynir kokusu alırsa evden kaçan Fransız gördüm. Tanıdığım en iyi damaklardan biri-bir İspanyol arkadaşım-peyniri ağzına koymaz. Ya bendeniz? Tavuğu ağzıma koymam. Neden? Nedeni yok; ya da varsa bile, bilinçaltının çok derinliklerinde gizli. Muhtemelen çocuklukta kalmış bazı küçük travmalar nedeniyle. O yüzden bu, rasyonel akıl yürütmeye elverişli bir konu değil. Bana “Ördek yiyorsun, neden tavuk yemiyorsun?” diye sorarsanız, “Psikolojik; nedenini bilmiyorum” derim.







