Şimdilerde ekmeğe beslenme perspektifinden yaklaşmaya bakıyorum. Amacım gerçekten besleyici çeşitliliği ve sindirilebilirliği olan, aynı zamanda yemekten keyif aldığım bir ekmek yapmak.
Sağlıklıdan kasıt gıda değeri, çeşitliliği, hazmedilebilir olması ve aslında bağırsak mikrobiyotasının desteklenmesi.
Evet, herkes her şey glütene karşı, glütenin kötülüğü üzerine dünya kadar laf dönüyor. Ben doktor veya beslenme uzmanı değilim elbette. Gördüğüm, mevcut durumda iki akım var, ikisinin de kendine göre savları ve bu savları dayandırdıkları araştırmalar var.
Benim aklımın yattığı yerde şu soru var: Dünya fastfood, paketli gıda ve masif tarıma teslim olmadan önce, yani evlerde yemek pişen, iyi malzemenin bulunabildiği, mevsimsel olanın normal olduğu, bir sofra başında paylaşılan lokmanın aile bağlarını güçlendirdiği zamanlarda kimse glüten intoleransından bahsetmiyordu. Ne değişti?
Kullanılan yöntemler, yapay glüten, fazla rafine unlar, hızlı üretim, katkı maddeleri…. Kısaca modern dünya, yükselen nüfusa yetişmeyen gıda, zamansızlık ve ekonomik olarak var olma noktasının iyice zorlaşmış olması.






