Geçtiğimiz hafta Amsterdam’da, Anti-Emperyalist Ağ (AIN) ile Arghiri Emmanuel Derneği’nin öncülüğünde düzenlenen “21. Yüzyılda Eşitsiz Mübadele” konferansını salonda takip etme fırsatı buldum; ben de bir sunumla programa katkı verdim. Konferansın hedefi, Arghiri Emmanuel’in eşitsiz mübadele kavrayışını 21. yüzyıl içinde yeniden konumlandırmaktı. Oturumlar yer yer üç paralel akış halinde ilerlediği için tüm konuşmaları dinleyemedim ve bu nedenle aşağıdaki değerlendirme izleyebildiğim oturumlara ilişkin notlarıma dayanıyor.
Konferansın çerçevesi, emperyalizmin yalnızca klasik sömürgecilik biçimleriyle değil; ücret, fiyat, ticaret ve üretim düzeneklerine dağılmış sistematik değer transferiyle işlediğini tartışmaya açıyordu. İlk iki günün teorik oturumları bu açıdan geniş bir ufuk sundu: göç, turizm, dijital emek, ekoloji/karbon ve Çin başlıkları, eşitsiz mübadelenin tek bir alana sıkıştırılamayacağını gösterdi.
∗∗∗
Öte yandan bazı sunumlarda metodolojik bir handikap da göze çarpıyordu. Emperyalizmi ölçülebilir bir değer kaybı olarak kuran yaklaşımlar, kimi zaman “nasıl işlediği” sorusunu geri plana itebiliyor. Oysa politik ekonomi açısından belirleyici olan, değer transferini mümkün kılan mekanizmaları ve bu mekanizmaların gündelik üretim ilişkilerinde nasıl sabitlendiğini görünür kılmak.
Ben de sunumumda bunu yapmaya çalıştım. Ferrero’nun Türkiye’de fındık piyasasında kurduğu tekelci pozisyonu, eşitsiz mübadelenin kurumsal üretim süreçleri içinde tartıştım. Fiskobirlik’in zayıflatılması ve kamusal alım ile fiyat düzenleme alanının daraltılmasını; IMF ve Dünya Bankası eksenli yeniden yapılandırma programları ile ticaret rejimlerinin daralttığı kamusal politika alanıyla birlikte okudum. Bu nedenle eşitsiz mübadelenin, ticaret fiyatlarının ötesinde, kırsal bağımlılığı yeniden üreten kurumsal yapılanma düzeyinde kavranması gerektiğini ileri sürdüm. Bu kurumsal dönüşümün, fındık üretimini giderek yarı-zamanlı emeğe yaslayan bir kırsal çözülme yarattığını; hasat döneminde ise mevsimlik işçilik rejimi yoluyla emek maliyetlerini aşağı çeken ve yeniden üretim yüklerini hanelere yıkan bir basınç ürettiğini sorunsallaştırdım.






