Yemekten sonra şefle tanışmak ister, “Dünyanın birçok ülkesinde restoranlara giderim ama bugüne dek yediğim en iyi yemekti” der ve Osman Sezener’i kendi restoranlarındaki Michelin kutlaması için Monaco’ya davet eder. Sonra da “bizim restoranda da özel bir yemek yap” teklifi gelir.

Osman Sezener yurtiçinde olduğu gibi yurtdışında da yıldızlaşmaya devam ediyor. Büyük bir başarıya imza atarak Robuchon Monaco’nun mutfağını Od Urla ekibinden şef Arda Yunt, Kerem Halıcıoğlu ve Zeynep Serenli’yle birlikte gelerek şef Jonathan Larrieu’dan iki günlüğüne devraldı.
Ben ve küçük bir grup, 17 Ağustos’taki ilk akşamın konuklarıydık ve unutulmaz bir deneyim yaşadık. Yemeklerin lezzeti, yaratıcılığı, sunumunun yanı sıra her detayı Türk Mutfağını ve şefin dilini malzemelerinden felsefesine bir bütün olarak yansıtan anlayışla kurgulanmıştı.

Dünyanın başarılı şeflerinden biri olarak kabul edilen, klasik Fransız mutfağıyla çağdaş gastronomi arasında köprü kuran, mükemmellik, sadelik ve tutarlılığı misyon edinen, yaşamı boyunca birçok şefi eğiten Joel Robuchon’un mirası, saygınlığı kanıtlanmış bir restoranda gerçekleşen, Monaco basınında, televizyonunda ve sosyal medyada yer alan bu yemek Osman Sezener ve Od Urla için olduğu kadar Türkiye ve bölge gastronomisinin yurtdışında tanıtımı için de önemliydi.

EGE’DEN MONACO PRENSLİĞİ’NE
Osman Sezener’in hazırladığı menüde Aydın inciri, Karaburun çizgili kefal balık yumurtası, İzmir tahini, kuskus, Uşak tarhanası, Bodrum mandalinası, sumak, Manisa mesir macunu, Ege sakızı, Od Urla kırmızı biberi, süzme yoğurt ve zeytinyağları, taze olta balıklarına, istakoza, karidese ve etlere mükemmel şekilde eşlik etti.
Türkiye’den getirilen 60 kilo ürün özünü ve kimliğini kaybetmeden uyumlu bir yalınlıkla harmanlanmış ve ortaya muhteşem lezzetle tabaklar çıkmıştı.
Gecenin sürprizi ise benim ilk kez dinlediğim ve sesine ve tarzına hayran olduğum Eylül Ergül’ün yemek öncesi kokteylde ve sonrası bahçede devam eden muhteşem performansıydı.






