Ancak Ege ve Akdeniz’in kesişme noktasında yer alan bu kasaba kitle turizmiyle ve doğa sporlarıyla anılmaktan daha fazlasını hak ediyor; Muğla’nın cazibe merkezi kasabaları Bodrum, Marmaris, Datça gibi…
Geçtiğimiz yaz başında uzun bir aradan sonra Fethiye’ye gidişimde tesadüfen tanıştığımız Girida Port Balık Restoran’ın sahibi Taner Aydın rehberliğinde içeriden bir gözle tanıyana dek ben de ona haksızlık etmişim.
Muğla’nın bu mütevazı ilçesinin kasım ayında yedincisi raflara çıkacak olan 2025-2026 İncili Gastronomi Rehberi’ne girmesine karar verdiğimiz dönemde her ne kadar ön çalışma yaptıktan sonra keşif turlarına çıkıyor olsak da Taner Bey’in katkısı büyük oldu.
Bizi konakladığımız Ece Saray Marina Resort’ta Türkiye’nin en özel turizmcilerinden bir olduğunu düşündüğüm Genel Müdür Ünal Toprak’la tanıştırdı. Ünal Bey’i ve yaşam öyküsünü kaleme aldığı ‘Küçük Duygularım’ adlı anı kitabını 22 Kasım 2025’teki yazımda anlatmıştım.
O da “Sizi Fethiye’nin gastronomisine katkısı büyük genç bir girişimciyle tanıştırmak istiyorum” diyerek bizi Trattoria di Kukina’ya götürdü. Yemek sırasında projenin arkasındaki isim Meryem Başer Kafaoğlu ve eşi Gökçe Özdemir’le -ki onların da tanışmalarına vesile olan kendisiymiş- uzun uzun sohbet etme fırsatımız oldu.
KASABAYA DÖNÜŞ…
Koç Üniversitesi’nde Arkeoloji ve Sanat Tarihi eğitimi alırken, aynı zamanda MSA’da profesyonel aşçılık eğitimi gören Meryem Hanım üniversitenin üçüncü yılında, annesinin memleketi Fethiye’de üç masalı küçük bir kafe açarak sektördeki ilk girişimini gerçekleştirmiş.
Sadece yaz aylarında açtığı mekânla işletmecilikte deneyim kazanmış. Mezuniyetinin hemen ardından Fethiye’ye yerleşmiş. Kasaba sakinleri ve yakınları bunun bir heves olduğunu, kısa sürede pes edip İstanbul’a geri döneceğini düşünse de o hep daha iyi neler yapabilirimin peşinde olmuş.





