Gıda güvenliği sistemleri dijitalleştikçe, siber saldırılar gıda zinciri açısından yeni bir risk alanı oluşturuyor. Üretim tesislerinden soğuk zincire, izlenebilirlik sistemlerinden otomatik proses kontrolüne kadar birçok kritik süreç artık bilgisayarlar tarafından yönetiliyor. Bu durum verimlilik ve izlenebilirlik sağlarken, aynı zamanda sistemlerin kötü niyetli müdahalelere açık hale gelmesi riskini de beraberinde getiriyor.
New Food’da yayınlanan makalesinde, Queen’s University Belfast Küresel Gıda Güvenliği Enstitüsü’nün kurucusu Prof. Chris Elliott, gıda sektörünün siber güvenliği artık gıda güvenliği yönetiminin ayrılmaz bir parçası olarak ele alması gerektiği uyarısında bulunuyor. Yazı, özellikle dijital sistemlere yönelik saldırıların doğrudan gıdayı değiştirmeden de ciddi sonuçlar yaratabileceğine dikkat çekiyor.
Pastörizasyondan lojistiğe kritik noktalar risk altında
Modern süt işletmelerinde pastörizasyon gibi kritik prosesler, sıcaklık ve işlem süresi gibi parametrelerin otomatik sistemlerle izlenmesine dayanıyor. Elliott’a göre bu sistemlerin veya işlem kayıtlarının güvenilirliğinin tehlikeye girmesi, yalnızca proses güvenliği açısından değil, ürünlerin güvenli olduğunun kanıtlanması açısından da soruna yol açabilir.
Benzer riskler ticari sterilizasyon uygulamalarında da bulunuyor. Özellikle düşük asitli konserve gıdalarda mikroorganizmaların kontrolü için kritik olan ısıl işlemlerin dijital sistemlerinin manipüle edilmesi, bağımsız güvenlik kontrollerinin de başarısız olması durumunda ciddi sonuçlara yol açabilir.
Bir başka risk alanı ise otomatik reçete ve dozajlama sistemleri. Bilgisayar kontrollü sistemlere müdahale edilmesi, ürün içeriği ile etiket bilgilerinin uyuşmamasına ve özellikle beyan edilmemiş alerjenler nedeniyle tüketiciler açısından ciddi risklere neden olabilir.
Su arıtma, temizlik ve yerinde temizlik (CIP, Cleaning in Place) sistemleri de potansiyel saldırı noktaları arasında gösteriliyor. Ancak yazıda en büyük risklerden biri, gıdanın üretiminden tüketiciye ulaşmasına kadar geçen süreci yöneten dijital lojistik ve izlenebilirlik sistemleri olarak öne çıkıyor. Kayıtların bozulması veya erişilemez hale gelmesi, güvenli ürünlerin piyasaya ulaşmasını engelleyebileceği gibi, güvenli olmayan ürünlerin hızlı şekilde geri çekilmesini de zorlaştırabilir.
Asıl tehdit gıdanın kendisi değil, tüketici güveni olabilir
Elliott’a göre siber saldırıların en ciddi sonuçlarından biri, tüketicilerin gıda güvenliğine duyduğu güvenin sarsılması olabilir. Bir üreticinin milyonlarca ürünün güvenli koşullarda işlenip işlenmediğini elektronik kayıtlar üzerinden doğrulayamadığı bir senaryo, kontaminasyon gerçekleşmemiş olsa bile geniş çaplı geri çağırmalara ve ciddi ekonomik kayıplara yol açabilir.
Bu nedenle gıda işletmelerinin siber güvenliği yalnızca bilgi teknolojileri biriminin sorumluluğu olarak görmemesi gerektiği vurgulanıyor. Kritik kontrol noktalarının korunması, uzaktan erişimin sınırlandırılması, bağımsız güvenlik kontrolleri, veri yedekleme ve siber saldırı kaynaklı gıda güvenliği acil durumlarının düzenli olarak test edilmesi öneriliyor.
Kamu tarafında ise gıda üretimi, işlenmesi, depolanması ve dağıtımındaki kritik siber açıkların belirlenmesi ve işletmeler arasında tehdit istihbaratının paylaşılmasını sağlayacak koordineli bir sistem kurulması öneriliyor.
Elliott’ın değerlendirmesi, gıda güvenliğinin geleceğinde fiziksel ve biyolojik tehlikelerin yanında dijital güvenilirliğin de kritik bir bileşen haline gelebileceğine işaret ediyor.
www.gidahatti.com/haber/29115152/gida-guvenliginde-dijital-alarm-yeni-tehdit-siber-saldirilar-mi







