Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı ile “Türler Arası Para” raporu üzerine yapay zekadan biyolojik çeşitliliğe uzanan bir sohbet yaptık. Eczacıbaşı, ekonominin yalnızca insanlar için değil, yaşamın bütünü için yeniden düşünülmesi gerektiğini anlattı. Eczacıbaşı “Dünya GSYH’sinin yaklaşık 58 trilyon dolarlık bölümü doğaya bağlı. Bu kaynağı bedavaya kullandık, kullanıyoruz. Doğa üretimin bir fonksiyonu ama muhatap değil. Şimdi görüyoruz ki, en büyük tedarikçi olan doğa zarar gördüğünde ekonomi de aksıyor” diyor.
Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı’nın ekibi geçen hafta Türler Arası Para Raporu’nu gönderdi. Başlangıç Noktası-Be Node ve Türkiye Bilişim Vakfı tarafından hazırlanmış bir rapor bu.
“Ormanların tuttuğu su, arıların sağladığı tozlaşma, mantarların toprağı beslemesi ya da sulak alanların iklim üzerindeki etkisi olmadan ekonomi var olabilir mi?” diye soruyor. Çünkü bir arının yok olması yalnızca bal üretimini etkilemiyor. Bir sulak alanın kuruması yalnızca çevre sorunu yaratmıyor. Bir ormanın kaybı yalnızca doğayı değil, ekonomiyi de zayıflatıyor.
Bu raporu konuşmak üzere Faruk Eczacıbaşı ile buluştuk, söyleşimiz yapay zekadan başlayıp ekonominin en temel kabullerine uzandı. Size anlatacağımız bu rapor, insan merkezli ekonomik anlayışın sınırlarını ve doğanın ekonomik sistemde nasıl temsil edilebileceğini tartışıyor.
Sizi uzun yıllardır teknolojiyle özdeşleştiriyoruz. Bu ilgi nasıl başladı?
Aslında yıllarca hakkımda yanlış bir algı oluştu. İnsanlar beni yazılım geliştiren, kod yazan bir teknoloji insanı sandılar. Oysa hayatım boyunca kod yazmadım. Teknik anlamda hiçbir zaman uzman olmadım. Beni ilgilendiren teknoloji değil, teknolojinin toplumda, iş dünyasında ve insan davranışlarında yarattığı dönüşüm oldu. İnternet, sosyal medya, dijitalleşme ve şimdi yapay zeka… Bunların her biri yalnızca yeni araçlar değil, aynı zamanda yeni davranış biçimleri oluşturdu. Çalışma hayatının içinde olan herkesin bu değişimleri takip etmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü mesele teknolojiye hakim olmak değil, onun hayatı nasıl değiştirdiğini anlayabilmek.

Yapay zeka İsviçre çakısı gibi
Bugün yapay zeka konusunda büyük bir heyecan kadar ciddi kaygılar da var. Siz bu dönüşüme nasıl bakıyorsunuz?
Yapay zekayı tek bir işleve sahip bir araç gibi düşünmüyorum. Bir çekiç değil, daha çok İsviçre çakısı gibi. Nasıl kullanacağınıza bağlı olarak bambaşka sonuçlar üretebiliyor. Bugün çoğu zaman tehlikelerine odaklanıyoruz. Elbette riskleri var. Ama aynı zamanda önümüze hiç olmadığı kadar büyük imkanlar açıyor. Bence en büyük hata geleceği bugünkü zihniyetimizle değerlendirmeye çalışmak.
Doğrusu 10 yıl önce bana “E-postalarını yapay zeka kontrol edecek” deseydiniz buna itiraz ederdim. Bugün ise neden etmesin diyorum, işimi kolaylaştırıyor. Zihniyetimiz teknolojiyle birlikte değişiyor.
Siz de sık sık “paradigma değişimi” diyorsunuz. Bugünkü dönüşümün önceki teknolojik devrimlerden farkı ne?
İnsanlık tarihi boyunca büyük kırılmalar yaşandı. Matbaa, buhar makinesi, elektrik, çip… Bunların her biri uygarlığa yeni bir basamak atlattı. Eskiden bu basamakları görebiliyorduk. Bugün ise artık basamakları değil, merdivenin kendisini yaşıyoruz. Değişim artık aralıklı değil, sürekli. Her gün yeni bir basamak çıkıyoruz. Bu nedenle geçmişte işe yarayan düşünme biçimleri bugünün dünyasını açıklamaya yetmiyor. Bu raporda da bunlar var.









