Hükümet, 2027 bütçe teklifinde tarıma 1 trilyon 305 milyar lira ayırdığını duyurdu. Ancak bunun yalnızca 235 milyar lirası tarımsal destek programlarına gidiyor; bu tutar, Tarım Kanunu’ndaki yüzde 1’lik alt sınırın yaklaşık beşte biri.
2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifi açıklandı. Tarım sektörü için toplam 1 trilyon 305 milyar lira kaynak ayrılması öngörülüyor. İlk bakışta etkileyici görünen bu rakam, kamuoyuna tarıma büyük destek sağlandığı mesajını veriyor. Ancak sabah traktörüne mazot koyan, gübre ve tohum almak için borçlanan, ahırında hayvanını beslemeye çalışan çiftçi için asıl soru şu; Bu paranın ne kadarı gerçekten üreticinin yükünü hafifletecek?
Çünkü bütçede açıklanan rakamlarla tarlada yaşanan gerçekler arasında ciddi bir fark var. Çiftçinin temel sorunu değişmiyor; Girdi maliyetleri yüksek, finansmana erişim zor, ürün fiyatları belirsiz ve üretimin geleceği giderek daha fazla risk altında.
Bütçede trilyonlar açıklanıyor, peki üreticinin eline ne geçiyor?
Kağıt Üstünde Trilyon, Tarlada Ne Kadar Destek?
Açıklanan 1 trilyon 305 milyar liralık kaynağın dağılımına baktığımızda, bunun tamamının çiftçiye doğrudan ödenen desteklerden oluşmadığını görüyoruz.
2027 yılı bütçe teklifinde;
- 342 milyar TL tarım sektörüne yönelik vergi harcamalarına,
- 325 milyar TL tarımsal kredi desteğine,
- 268 milyar TL tarım sektörü yatırımlarına,
- 135 milyar TL tarımsal KİT’lerin finansmanına, müdahale alımlarına ve ihracat desteklerine,
- 235 milyar TL ise tarımsal destek programlarına ayrılmıştır.
Bu kalemlerin her birinin tarım sektörü açısından farklı bir işlevi vardır. Vergi avantajları üretim maliyetlerini azaltabilir, faiz destekleri kredi yükünü hafifletebilir, altyapı yatırımları ise uzun vadede üretime katkı sağlayabilir. Kamu kuruluşlarının müdahale alımları da üreticinin pazarlık gücünü ve ürün fiyatlarını etkileyebilir.
Ancak bu kaynakların tamamını, çiftçinin hesabına yatırılan veya üretim maliyetini doğrudan karşılayan destekler gibi sunmak doğru değildir. Asıl mesele, ayrılan kaynakların üreticiye hangi ölçüde yansıdığı ve çiftçinin yaşadığı ekonomik sıkıntıları ne kadar hafiflettiğidir.
Örneğin kredi faiz desteği, çiftçinin borçlanma maliyetini azaltabilir. Fakat borçlanmadan üretimini sürdüremeyen bir çiftçi için bu mekanizma, doğrudan gelir desteğinin yerini tutmaz. Benzer şekilde, yıllar içinde tamamlanacak bir sulama yatırımı uzun vadede değerli olsa da bugün mazot, gübre ve yem parasını ödemekte zorlanan üreticinin acil ihtiyacını tek başına karşılayamaz.







