Bu bereketli topraklarda dürüstçe üreten milyonlarca insan var. Ancak bu bereket hilekarların, spekülatörlerin ve vicdansız insanların ellerinde heba edilmeyecek kadar kutsal. Sofralarımızdaki bu sessiz zehri bitirmek, sadece bir denetim meselesi değil; bu ülkenin insanına, geleceğine ve onuruna olan borcumuzdur.
İnsanlığın en temel, en masum ve en vazgeçilmez sığınağı mutfağıdır. Topraktan tabağa uzanan o kutsal zincir, binlerce yıldır hayatın devamlılığını simgeler. Ancak bugün, küresel ekonomik daralmaların, tırmanan gıda enflasyonunun ve maliyet sarmalının gölgesinde, bu kutsal zincir içeriden ve çok sinsi bir güç tarafından kemiriliyor. Dar gelirli hanehalkının bütçesi eridikçe, sofralara gelen her lokma güvenli bir besin olmaktan çıkıp, laboratuvar hileleriyle üretilmiş organize bir halk sağlığı tehdidine dönüşüyor.
Zeytinyağına ucuz tohum yağlarının karıştırıldığı, balın glikoz şurubuyla çoğaltıldığı, peynirin ve süt ürünlerinin kimyasal oyunlarla maskelendiği, et ve et ürünlerinde insan sağlığını ve inanç değerlerini hiçe sayan akıl almaz maddelerin kullanıldığı bir düzen, artık münferit birer adli vaka veya basit birer ticari hile olarak görülemez. Karşımızda duran tablo, toplumsal bağışıklığı ve geleceğimizi hedef alan devasa bir merdiven altı endüstrisidir.
● Taklit: Bir gıda maddesinin, şekil ve görünüş olarak kendisinde olmayan niteliklere sahipmiş gibi gösterilmesidir (Örn: Margarinin tereyağı gibi ambalajlanması).
● Tağşiş: Bir gıda maddesinin içeriğine daha ucuz, kalitesiz veya yabancı maddeler karıştırılarak yapısının bozulmasıdır (Örn: Zeytinyağına kanola yağı karıştırılması).
● Merdiven altı: Hiçbir yasal izin, denetim ve hijyen standardı olmadan, tamamen kayıt dışı şekilde yapılan üretimdir.
Dünya genelinde; gıda enflasyonunun dar gelirli vatandaşın mutfağını ateşe verdiği bu dönemde, vicdansızlığın ve haksız kazancın endüstrileştiğine şahit oluyoruz. Çarşıda, pazarda ve hatta zincir marketlerin raflarında yer alan pek çok ürün, maliyetleri düşürmek ve haksız kâr elde etmek amacıyla laboratuvarlarda biçim değiştiriyor.
Güvenilir gıdaya erişim hakkı gasp ediliyor
Uluslararası gıda güvenliği otoritelerinin ve The Guardian Science & Food gibi platformların da defalarca altını çizdiği üzere, gıdada taklit ve tağşiş artık gelişmiş dünyada çok sert duvarlara çarpan, “sıfır tolerans”la cezalandırılması istenen bir suçtur. Ancak buna rağmen tüm dünyada özellikle de gelir seviyesi düşük ülkelerde merdiven altı üreticiler, denetim boşluklarından ve caydırıcılıktan uzak cezalandırma mekanizmalarından cesaret alarak varlığını sürdürmektedir.
Ne olduğu belirsiz ucuz bitkisel yağlar, içerisinde bir damla bile süt barındırmayan “peynir” görünümlü eritme maddeleri veya kıyma ve sucuk adı altında raflara sürülen uygunsuz içerikler, içerisinde kırmızı biber kırıntısı bile olmayan toz kırmızı biberler halkın en temel hakkı olan güvenilir gıdaya erişim hakkını doğrudan gasp etmektedir. Bu durum, sadece ekonomik bir adalet sorunu değil, nesillerin sağlığını zehirleyen uluslararası bir güvenlik meselesidir.
Bir ülkenin gıda güvenliği, ulusal egemenliğinin ve bağımsızlığının en somut göstergesidir. Dünyanın gelişmiş ekonomilerinde tarladan çatala izlenebilirlik sistemleri işletilmeye çalışılırken, hile yapan işletmelere bir daha asla ticari faaliyet yürütmeme izni veren ağır hapis ve lisans iptali cezaları uygulanmaya çalışılmaktadır.
Ülkemizde Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yürüttüğü dönemsel ifşa listeleri ve denetimler ne kadar hayati bir çaba olsa ve bu çabalar önemli başarılar elde etse de, hilecilerin kâr marjları karşısında kesilen idari para cezaları maalesef yetersiz gibi gözükmektedir. Hilekar üretici için kesilen para cezası, elde ettiği devasa haksız kazancın yanında sadece “göze alınabilir bir maliyet”ten ibarettir. Cezaların tam anlamıyla yeterli olmaması nedeniyle hilecilerin elini kolunu sallayarak yeni kisveler altında üretime devam etmesine kapı aralamaktadır. Vatandaş, bakkaldan, marketten veya online platformlardan aldığı bir şişe zeytinyağının, bir kalıp peynirin veya bir paket et ürününün gerçekten güvenli olup olmadığını kara kara düşünmek zorundadır.







