“Gençlerin umutlarını kaybettiği bir yerde, ekonomik büyüme rakamları ne kadar yüksek olursa olsun, geleceğe ilişkin önemli bir eksiklik var demektir. Çünkü bence gelecek, gençlerin olmak istediği yerde başlar.”
Bir ülkenin geleceğini belirleyen en önemli şey nedir? Sahip olduğu doğal kaynaklar, ekonomik büyüklüğü, sanayi kapasitesi, teknolojik gücü? Bunların her biri tabi ki çok önemli. Ama en önemlisi, o ülkede yaşayan toplumun kendi geleceğini yaratabileceğine inanması.
Cumhuriyet, bundan 103 yıl önce, bu inanç üzerine kuruldu. Savaşların, kayıpların, yoksulluğun ardından ayağa kalkmayı başaran bir ülke, geleceğini kendi yazmakta kararlıydı.
Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurulan Cumhuriyet, insanların doğdukları koşulların ötesinde bir hayat hayal edebilmelerini mümkün kıldı.
Bir köy çocuğunun öğretmen, bir kız çocuğunun bilim insanı olabileceği bir ülke düşüncesi, Cumhuriyet sayesinde gerçek oldu. Bugün, Cumhuriyet’in 103. yılında, bu hayalleri nereye taşıyabildik diye bakmak gerekiyor belki de… Çocuklarımızın hayalleri ne kadar büyük, biz onlara ne kadar alan açabiliyoruz?
Bir ülkenin geleceğini anlamak için ekonomik göstergelerine bakmak kadar, çocuklarının hayallerine de bakmak gerekiyor.
CUMHURİYET, EN BÜYÜK YATIRIMI İNSANA YAPTI
Cumhuriyet’in ilk yıllarında, bütün imkânsızlıklara rağmen eğitime, bilime, kültüre ve kadınların toplumsal hayata katılımına öncelik verildi.
Henüz sanayileşmesini tamamlamamış, kaynakları son derece sınırlı bir ülkede, geleceğin insan yetiştirerek kurulabileceğine inandı Cumhuriyet.
Bugün sürdürülebilir kalkınma dediğimiz kavramın özünde de aynı anlayış var. Bir toplumun refahı, insanların potansiyellerini gerçekleştirebildikleri ölçüde kalıcı hale geliyor.
Kadınların üretime katılması, gençlerin nitelikli eğitime erişmesi, bilimsel düşüncenin güçlenmesi, fırsat eşitliğinin sağlanması… Bunlar bir ülkenin ekonomik geleceğini de belirleyen tercihler.
Cumhuriyet’in kadınlara açtığı alan ise en önemli kazanımlardan biri. Kendi hayatımda sahip olduğum özgürlüklerin, aldığım eğitimin, mesleğimi seçebilmemin, düşüncelerimi yazabilmemin arkasında kuşaklar boyunca verilen bir emek var.
Bugün bu ülkede bir gazeteci olarak yazabiliyor, sorular sorabiliyor, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşananları izleyebiliyorsam, Cumhuriyet’in açtığı yolun benim hayatımdaki karşılığı tüm bunlar.
Bu kazanımların ne kadar değerli olduğunu bilmek ise, onları koruma ve geliştirme sorumluluğunu beraberinde getiriyor.






