Türkiye’de Sayın Emine Erdoğan’ın öncülüğünde ve himayesinde başlatılan Sıfır Atık Projesi, yalnızca bir çevre projesi değil, güçlü bir halk sağlığı ve gelecek vizyonu hareketidir.
Bazen büyük sağlık hareketleri hastanelerde değil, evimizin mutfağında başlar. Bir cam şişeyi çöpten ayırmakla… Bir plastik poşeti gereksiz yere kullanmamakla… Bir atığı yeniden değerlendirmekle…
Türkiye’de Sayın Emine Erdoğan‘ın öncülüğünde ve himayesinde başlatılan Sıfır Atık Projesi, bu nedenle yalnızca bir çevre projesi değil, aynı zamanda güçlü bir halk sağlığı ve gelecek vizyonu hareketidir.
Sayın Emine Erdoğan’ın bu konudaki istikrarlı duruşu, çevre meselesini sadece teknik bir geri dönüşüm başlığı olmaktan çıkarıp toplumsal bir bilinç alanına taşıdı. Bu çabanın en değerli yanı da bana göre şu: Sıfır Atık, insanlara çevreyi korumanın aslında kendi sağlığını, çocuklarının geleceğini ve ülkesinin yarınlarını korumak olduğunu hatırlattı.
Bugün artık biliyoruz ki çevre sağlığı ile insan sağlığı birbirinden ayrı düşünülemez.
Özellikle plastik kirliliği çağımızın en sinsi tehditlerinden biri haline geldi. Kullanıp attığımız plastikler denizlere, toprağa ve havaya karışıyor. Zamanla mikroplastiklere dönüşüyor. Sonra ne oluyor?
İçtiğimiz suya giriyor.
Soluduğumuz havaya karışıyor.
Yediğimiz balıkta, sebzede, meyvede karşımıza çıkıyor.

Hatta insan kanında, akciğer dokusunda, damar plaklarında ve plasentada bile mikroplastik parçacıkları bulunabiliyor.
Yani attığımız plastik şişe aslında bizden uzaklaşmıyor. Bir gün soframıza, bedenimize, hatta hücrelerimize geri dönüyor.
Deniz kirliliği de sadece denizlerin meselesi değildir. Kirlenen deniz, bozulan besin zinciri demektir. Ağır metaller, toksik kimyasallar ve plastik kalıntıları deniz ürünleri yoluyla insan sağlığını tehdit edebilir.
Hava kirliliği ise kalbimizi, beynimizi ve akciğerlerimizi doğrudan etkileyen büyük bir halk sağlığı problemidir. Kirli hava; kalp hastalıkları, felç, kronik akciğer hastalıkları ve bazı kanser türleriyle ilişkilendiriliyor.
Kısacası mesele sadece çevreyi korumak değildir.
Kalbimizi korumaktır.
Akciğerlerimizi korumaktır.
Beynimizi korumaktır.
Çocuklarımızı korumaktır.

Longevity yani sağlıklı ve kaliteli uzun yaşam açısından baktığımızda da gerçek değişmiyor. En gelişmiş testleri yaptırabilirsiniz, en pahalı takviyeleri kullanabilirsiniz, en modern sağlık teknolojilerine ulaşabilirsiniz.
Ama kirli hava soluyan, kirli su içen, plastik yükü artmış bir çevrede yaşayan toplumların sağlıklı yaşlanması kolay değildir.






