Dünya genelinde küçük köylüler ve yerli topluluklar, endüstriyel tarım politikaları ve şirket odaklı ticaret anlaşmaları karşısında varoluşsal bir mücadele veriyor. Bu mücadelenin iki farklı cephesi, geçtiğimiz hafta kazanımlar elde etti.
Bir yanda Hindistan’ın Maharashtra eyaletinde binlerce çiftçinin toprak hakları için başlattığı “Uzun Yürüyüş” sonucu elde edilen yerel kazanımlar, diğer yanda ise AB-Mercosur ticaret anlaşmasının küçük köylülerin aleyhine işleyen mekanizmalarına karşı Adalet Divanı nezdinde elde edilen kazanımlar. Her iki süreç de gösteriyor ki; toprağına ve emeğine sahip çıkan köylüler, tasfiye edilmeyi reddederek neoliberalizme karşı mücadelenin asli özneleri olduklarını kanıtlıyor.
KÖYLÜ HAREKETLERİ KAZANDI, LOBİCİLİK KAYBETTİ
Geçtiğimiz AB-MERCOSUR anlaşmasını küresel tarım siyasetinde nasıl bir sınıfsal yarılmaya yol açacağını tartışmıştık. Ancak hemen ertesi gün rüzgar tersine döndü. Avrupa Komisyonu, süreci hızlandırmak için anlaşmayı ulusal parlamentoların onayına sunmadan, “geçici ticaret anlaşması” çerçevesine sokarak bypass etmeye çalışıyordu. Çiftçiler ise bu sürecin anti-demokratik olduğunu savunuyordu. Avrupa Parlamentosu (AP) üyeleri, AB-Mercosur Ortaklık Anlaşması ile onun “Geçici Ticaret Anlaşması” statüsünün AB antlaşmalarına uygun olup olmadığı konusunda Avrupa Birliği Adalet Divanı’ndan görüş istenmesi yönünde oy kullandı. 324’e karşı 334 oyla, kıl payı denecek bir farkla da olsa alınan bu karar, küçük çiftçilerin mücadelesinin bir zaferi oldu.
ŞİRKETLER SABIRSIZ KÖYLÜLER KARARLI
Şimdi süreç, en az 1-2 yıl sürecek bir hukuki inceleme evresine giriyor. Avrupa Komisyonu ve büyük sanayi lobileri karardan dolayı üzüntü içinde. Onlara göre bu erteleme, küresel rekabette AB’nin elini zayıflatıyor. Ancak hem Latin Amerika Kırsal Örgütler Koordinasyonu (CLOC) hem de ECVC ve müttefiki olan toplumsal hareketler için karar hem mücadeleyi büyütmenin fırsatı hem de köylü hareketinin tasfiye edilemediğinin de kanıtı. İnceleme sonucu çıkacak karar ne olursa olsun, bu kararla birlikte kapalı kapılar ardında, halkın ve üreticinin rızası alınmadan yapılan devasa anlaşmaların devri kapanacak görünüyor.
Bu zafer hepimize, örgütlü olunca, dünyanın en büyük ticaret bloğunun en iddialı projesini bile durdurabileceğini gösteriyor. Türkiye özelinde ise bu erteleme, geçtiğimiz hafta belirttiğimiz riskleri bir süreliğine dondurmuş durumda. Ancak bu bir rehavet sebebi olmamalı. Avrupa’daki veya Latin Amerika’daki çiftçi örgütlerinin (ECVC, Confédération Paysanne, CLOC, MST), başarısı Türkiye’deki üretici örgütlerine de bir yol haritası sunuyor.





