Üretici pahalı satmadığını söylüyor.
Tüketici pahalı aldığını söylüyor.
Peki aradaki fark nerede oluşuyor?
Asıl soru bu.
Sebze ve meyve ticaretinde üretici, komisyoncu, tüccar, hal, perakendeci ve tüketicinin bulunduğu düzen yıllardır mevzuatla tanımlanmış durumda. Hal Kayıt Sistemi’nin amacı da zaten ticareti kayıt altına almak, izlenebilirliği ve şeffaflığı sağlamak.
O halde artık “herkes kafasına göre konuşmasın”; belgeler konuşsun.
Bir müstahsil makbuzunu önümüze koyalım.
Ürün kaç kilo?
Birim fiyatı ne?
Brüt tutar ne?
Stopaj ne kadar?
Borsa tescil ücreti ne?
Diğer kesintiler neler?
Üreticinin eline net kaç lira geçiyor?
Müstahsil makbuzunun nasıl doldurulduğunu bilenler, bilmeyenlere anlatsın.
Çünkü sistemin matematiğini anlamadan, yalnızca pazardaki etikete bakarak “kim kazanıyor, kim kaybediyor?” sorusunun cevabını bulamayız.
Borsalarda belirli alım-satım işlemlerinin tescili zaten mevzuat gereği zorunlu.
Hal sisteminde de komisyoncu ve tüccarın rolleri açıkça tanımlanmış durumda.
O zaman daha zor ama daha doğru bir soru soralım:
Bu sistemin bütün aktörleri ürettikleri ekonomik değerin karşılığını alırken, neden üretici ile nihai tüketici sürekli sıkışıyor?
Kooperatif kuralım, üretici örgütü kuralım demek tek başına yetmez. Üretici örgütlerinin zaten mevzuatta tanımlanmış hakları var.
Mesele yalnızca yeni bir kurum kurmak değil.
Mevcut düzenin parasal akışını, kesintilerini, fiyat oluşumunu ve güç ilişkilerini şeffaf biçimde görmek.
25 yıldır aynı koltukta oturanlara da hakaret etmeden, fakat açıkça sormak gerekir:
“Başkanım, bu sistemde üretici neden kazanamıyor?
Tüketici neden bu kadar pahalı alıyor?
Sizin kurumunuzun çözüm önerisi nedir?”
Çünkü susmak da bir tercihtir.
Ben artık kimsenin karnından konuşmasını istemiyorum.
Müstahsil makbuzunu açalım.
Hal kayıtlarını açalım.
Borsa tescillerini inceleyelim.
Üreticinin satış fiyatını ve tüketicinin alış fiyatını aynı tabloya koyalım.
Sonra hep birlikte hesaplayalım.
Belki o zaman “Bizi kim kazıklıyor?” sorusundan daha bilimsel bir soruya geçeriz:
“Değer zincirinde oluşan fark hangi aşamada, hangi maliyetle ve kimin payına dönüşüyor?”
İşte gerçek soru budur.
Ve bu soru sorulmadan, bu sistemle ve bu alışkanlıklarla bu problemi çözmemiz kolay görünmüyor.
Ama artık en azından neyi bilmediğimizi biliyoruz.








