Her sektörün, ilgili fakültelerinden mezun olanların evvel emir de sahip olması gereken değerlerin en başında, özellikle kendi kültürüne, coğrafyasına, örf ve ananelerine göre sistemleri benimseme konusu gelmelidir.
Şurası bilinmelidir ki; Tarım, Milli Güvenlik konusudur. Çiftçiliğin, zanaat olduğu gerçeğiyle beraber teşvik ettirilmesi, ancak milli değerlere sahip milli politikalarla mümkün olabilir.
Mühendislikte, el-göz koordinasyonu ile zihin ve algı yeteneği mutlaka birleştirilmelidir. Akademik hayatın da, Ziraat gibi bir konuyu “Ziraat Mühendisliği” yaklaşımının daha ötesinde ele alması gerekir. Tarım, kendi alanında birleştirme üzerine kurgulanmalıdır. Çünkü “Ziraat Mühendisliği”, pek çok farklı Akademik Disiplini (Kimya müh., Genetik müh., Makine müh., Biyoloji müh., İktisat müh. v.b.) içermektedir. Bu bağlamda, Tarım alanında ki akademik hayat, bir daha ele alınmalı, Millete hizmet eden, Tarım’ı her anlamda geliştirmeye yönelik çözümler sunan ve “Milli Egemenliği zora sokacak” muhtemel tehditleri de savuşturabilecek bir yapıya girmelidir.
Maalesef ki ben bu süreçte Akademik camiadan konuyla ilgili ciddi bir yaklaşım gözlemleyemedim. Netice olarak ana sorunumuz, sistem ve tehditlere karşı, bilgi olarak mukavemet gösterebilme kabiliyeti konusudur.
Nihai sözüm, Ziraat Mühendislerine verilen formasyon eğitimini, ne Çiftçi kimliğimle ne de 78 yaşındaki Mühendis kimliğimle nitelik olarak asla yeterli bulamamaktayım.
Mehmet MÜHÜR





