UNESCO İtalyan mutfağını tescil etti, İtalyanlar sevindi. Ama bir tarihçi çıkıp “Aslında İtalyan mutfağı diye bir şey yok” deyince ortalık karıştı. Peki ya Türk mutfağı?
Gurme tercihleri olan bir iş adamı anlattı: Geçen hafta Roma’da bir restoranda oturuyordum. Garson carbonara getirdi. Tam kaşığı daldırırken aklıma geldi:
“Bu yemeği aslında İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan askerleri icat etmişti.”
Kaşık havada kalıyor.
Yanındaki İtalyan arkadaşım bunu söylese, büyük ihtimalle tabağı kafasına fırlatacak. Ama bunu söyleyen Parma Üniversitesi’nden bir İtalyan tarihçi olan Alberto Grandi.
Adam “La Cucina Italiana Non Esiste” yani “İtalyan Mutfağı Diye Bir Şey Yok” adlı bir kitap yazdı. Ve İtalya’da adeta bir deprem yarattı.
70 milyar euroluk “icat edilmiş gelenek”
UNESCO, 10 Aralık’ta İtalyan mutfağını bir bütün olarak Somut Olmayan Kültürel Miras listesine aldı. Tarihte bir ilk. Daha önce Fransız “gastronomi yemeği” veya Meksika’nın “Michoacán paradigması” tescil edilmişti ama bunlar belirli ritüeller veya bölgesel modellerdi. Tüm bir ulusal mutfak sistemi olarak değil.
Başbakan Giorgia Meloni “Dünyada bu tanınırlığı alan ilk ülkeyiz” diye göğsünü gere gere açıkladı.
Haklı da. Ortada 70 milyar euroluk bir gıda ihracatı var. Son 10 yılda yüzde 90 büyümüş. Bir de 120 milyar euroluk “Italian Sounding” sorunu var. Yani İtalyan gibi görünen ama İtalyan olmayan sahte ürünler. Parmesan yerine “Parmesano”, Prosecco yerine “Kressecco” falan.
UNESCO tescili bu sahte ürünlere karşı hukuki bir kalkan. Anlayacağınız, kültürel miras korumacılığı değil, 190 milyar euroluk bir ticari savaşın parçası.

Tiramisu’nun mucidi kim?
İşte tam bu noktada sahneye Alberto Grandi çıkıyor. Adam ne diyor biliyor musunuz?
“Bugün ‘geleneksel İtalyan’ dediğimiz yemeklerin çoğu aslında son 50-70 yılda icat edildi.”
Carbonara’nın ilk yazılı tarifi 1952-53’te Chicago’da yayınlandı. Amerikan askerlerinin bacon, toz yumurta ve peynir tayınlarından doğdu. Tiramisu 1960’lar öncesi hiçbir yemek kitabında yok. Çünkü ana malzemesi mascarpone modern soğutma teknolojisi gerektiriyor. Pizza İkinci Dünya Savaşı öncesi sadece Napoli’de sokak yemeği olarak biliniyordu. İtalyanların çoğu 1950’lere kadar pizzayı duymamıştı bile.
Hatta Parmigiano Reggiano bile 1960’lara kadar küçük, yumuşak ve kül kaplıydı. Bugünkü dev tekerlekli formu tamamen modern bir gelişme.
Bu iddiaları duyan Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini “İtalyan mutfağına sürreal saldırı” dedi. Coldiretti çiftçi birliği “haksız ve kabul edilemez” buldu. Üç Michelin yıldızlı şef Massimo Bottura “Çok fazla konuşan ve çok az düşünen insanlar var” yorumunu yaptı.






