“Yapay zekâ da yeryüzüyle ahenk içinde evrilme becerisinden yoksun diğer teknolojiler de yeryüzüne bağlı. Fakat üretim süreçleri çoğu zaman biyoçeşitliliğe, suya ve canlı ağına saygı duyulmadan gerçekleşiyor. Yapay olan bile yeryüzüne muhtaç. Buna rağmen yeryüzüyle ayrı telden çalıyor. Bunun toplumsal ve ekolojik sonuçlarını görmeye başladığımızı düşünüyorum. İlişki kurmayı süreçten çıkaran her yapay sistem, aynı sömürgeci üslubun yansımasına dönüşüyor. Bilgiye ulaşma biçimimiz de ilişkisiz ve temassız hâle geldikçe, canlı bağların içinde bile yokluk ve kopukluk yaşamaya kendimizi mecbur bırakıyoruz”
Emine Boyner’le ikinci sohbetimiz bu. “Neden ikinci kez?” derseniz, onda karşılaştığım iyiliğin ve inceliğin daha çok insanla buluşmasını istiyorum. Onu çok yakından tanıdığımı söyleyemem; ancak sohbetlerindeki nezaket ve bitkilerle kurduğu ilişki beni etkiledi. Kadın, anne, kız çocuk ve sanatçı olarak…







