Bugün C vitamininden bahsedeceğim. Uzun zamandır bildiğimiz bir vitamin olduğu için önemini bazen hafife alabiliyoruz; ancak tekrar hatırlatmakta fayda var. Her ne kadar besinlerden alabiliyorsak da -ki birçok bitkisel besinin faydasını oluşturan önemli vitaminlerden biridir- yine de desteklemek gerekir mi ve tam olarak ne işe yarar, bunu inceleyeceğiz.
Öncelikle insanların biyokimyasal olarak C vitaminini üretemediğini hatırlatmak gerekir. Biyolojimizde C vitamininin vücutta doğal üretimi, adeta glikozun kullanımıyla takas edilmiş gibidir. İnsanların çevreden bitkisel besinler aracılığıyla C vitaminini kolay elde edebilmesi, buna karşılık ana yakıt ham maddesi olan glikozun daha önemli olması bu takasın nedeni olabilir. Bu yüzden C vitamininin dışarıdan alınması gerekir.
Denizcilerden alınan ders
Bu konuyla ilgili en iyi anekdotu, uzun süre denizde kalan gemicilerde görülen skorbüt hastalığından biliyoruz. Taze sebze ve meyve eksikliğine bağlı gelişen bu hastalıkta, gemiciler karaya döndüklerinde onlara taze sebze ve meyve verildiğinde; C vitamini eksikliğine bağlı başta diş eti kanamaları olmak üzere pek çok şikâyetin hızla düzeldiği görülmüştür. Bu anekdottan çıkaracağımız sonuç şudur: Eğer diş eti kanamanız varsa aklınıza C vitamini eksikliği de gelmelidir.
Diş eti kanaması demişken şu noktayı da eklemek gerekir: Tütün kullanımı C vitaminini çok hızlı tüketir ve tütün kullananların ekstra C vitaminine ihtiyacı vardır. Ancak tütüne bağlı damar daralması o kadar yoğun olabilir ki, sigara içtiğiniz sürece diş etinizde kanama görmeyebilirsiniz. Bu nedenle diş etleriniz kanamıyor olabilir; fakat sigara içiyorsanız bilin ki aslında sağlıklı değillerdir. Sadece sigaranın damar daraltıcı etkisi nedeniyle kanama baskılanmış durumdadır.
Tütün kullanımından devam edersek; damarlar ve akciğerler üzerindeki olumsuz etkileri hepimizin malumudur. Bu yüzden hayatınızda sigara varsa C vitamini almak daha da önem kazanır. Sigara olmasa bile solunum yoluyla şehir havasından aldığımız kimyasal moleküller benzer olumsuz etkiler yaratabilir. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanların da C vitaminini hayatlarının bir parçası hâline getirmeleri faydalı olabilir.
C vitamini üzerinde çok çalışılmış bir moleküldür ve aslında çok daha uzun bir yazının konusu olabilir. Ancak burada birkaç yönünü ele alacağız.
Öncelikle enfeksiyon anlarında bağışıklığı desteklemek için C vitamini almak gerektiği bilgisi oldukça yaygındır. C vitamininin bağışıklık sistemi üzerindeki etkisini basitçe şöyle açıklayabiliriz: Vücuttaki virüsler ve bakterilerle savaş sırasında bağışıklık hücreleri çeşitli saldırı mekanizmaları kullanır. Virüs ve bakterileri öldürmek için kullanılan bu “silahlar” onlar için zararlı olduğu kadar bizim hücrelerimiz için de sorun yaratabilir. Serbest radikaller dediğimiz bu saldırı artıklarını temizlemek için antioksidan olarak C vitaminini devreye sokarız.
Uykunuzu kaçırabilir
C vitamininin aynı zamanda enerji veren bir yönü de vardır. C vitamini içeren bir besin tükettiğinizde veya takviye aldığınızda kırgınlık ve yorgunluk duygusunun azaldığını hissedebilirsiniz. Bana göre gribal enfeksiyonlar sırasında parasetamol içerikli destekler yerine C vitaminini gün içine bölerek sık aralıklarla almak daha iyi bir yaklaşımdır. Zaten Amerika’da parasetamol içerikli ürünlerin karaciğer üzerinde ciddi zararlar oluşturabileceğine dair yayınlar zaman zaman gündeme gelmektedir.
C vitamininin enerji verici etkisi bazen oldukça belirgindir. Bu nedenle öğleden sonra ve akşam saatlerinde almamak daha doğru olabilir; çünkü uykuyu azaltabilecek bir enerji seviyesi oluşturabilir. Buradan şu sonucu da çıkarabiliriz: Sabahları ayılmak için ya da öğle yemeğinden sonra oluşan ağırlığı azaltmak için kahve içmek yerine C vitamini almak iyi bir seçenek olabilir.








