Sadece çok önemsediğim bir kaynak kitabı (RİZE MANDALİNASI. Prof. Dr. Keziban Yazıcı, RTEÜ Yayını, 2026) tarafıma temin eden RTEÜ Personel Daire Başkanı değerli kardeşim İrfan Serdar’a teşekkür etmek için fotoğrafı çekip paylaşım yapmakla yetinecektim. Ama hem gönlüm elvermedi, hem de Rize Mandalinası Satsuma ailemin de içinde olduğu, öteden beri de ilgilendiğim bir konu.
İçim, gönlüm elvermedi, çünkü Keziban Yazıcı Hoca 15 akademisyeninde katkıları ile Rize Mandalinasını her yönüyle ele alan 400 sayfalık güzel bir kaynak eser hazırlamış; emeklerine teşekkür etmek ve kitaptan bahsetmek istedim.
İlgilendiğim konu, çünkü feretiko sonrası yöre ekonomisinde çay ile beraber yerini alan ama sonrasında geri düşen, son yıllarda tekrar gündem olan, desteklenmesi gereken özel bir ürün Rize Mandalinası Satsuma.
Çay öncesinde Rize yöresinin ekonomisini taşıyan FERETİKO (kenevir ekimi) yu merkeze alarak tamamlamaya çalıştığım Rize Ekonomisi ile ilgili kitapta narenciye de var. Üstelik merhum İlber Ortaylı’nın geçtiğimiz yıl “çayı boş verin, satsumanıza sahip çıkın” eksenli, medyada çokça yer alan ifadesinden sonra oluşan bilgi karmaşıklıklarına ve hocaya cevaben de olacak şekilde (şimdilik) detaya girmeden dağarcığımdan özetle konuya dair bilgilendirmenin de yararlı olacağını düşünüyorum.
Satsuma öncesinde Rize’de mısır, lahana ve kısmen ipek böcekçiliği haricinde narenciyegillerden portakal, limon da vardı. Aileler ihtiyaçlarının fazlasının ticaretini de yapar, özellikle de Rusya’ya ihraç edilerek bölge ekonomisine gelirde sağlanırdı. Ama bu İlber hocanın köpürttüğü boyutta bir hacme sahip değildi.
FERETİKO, EKONOMİK REKABETTE GERİ KALINCA
Çay öncesinde yöre ekonomisini ayakta tutan tek bir ürün vardı; kenevir ve kenevirden üretilen özel kumaş “feretiko”.
Zamanında yöre gelirinin neredeyse üçte ikisini karşılayan kenevire dayalı ekonomi, çay dan çok önce 1900 lara gelemeden duralamıştı. Öyle çoklarımızın salladığı gibi 1920’lerde Amerika’nın kenevir ekimini yasaklaması, sonrasında da 1971’de sandık korkusu olmayan atanmış başbakan Nihat Erim’im kat’i yasağı ile dibe vurmadı kenevir ekimimiz. Feretiko, daha vasıflı bir ürün olsa da 1850 den sonra üretim maliyetleri çok daha düşük endüstriyel tarz ürünlerle fiyat rekabetine giremediğinden yöremizde kenevir ekimi cazibesini, varlığını kaybetmişti.
Kenevir ekimi rekabette geri düşmüş, adeta ticari olmaktan çıkmış, çay da henüz yok!
Böyle olduğu için de yörede fakirlik, işsizlik, sosyal çöküntü gibi nedenlerden ötürü erkeklere gurbet gözüktü. 1917’de Osmanlı, sonrasında Cumhuriyet, bu göçü, içerdeki sosyal dalgalanmayı dikkate alarak yöreyi temelden kurtaracak ekonomik çözümler, yöreye uygun lokomotif ürünler arayışına yöneldi.







