Alex Akimoğlu
Peynir lokumu, lavantalı halka tatlısı, baharatlı acılı kavuk tatlısı… Hepsi isimleri kadar şahane mi? Evet…
Antalya Akra Hotels’de düzenlenen 7. Meze Festivali, bu kez uluslararası ölçekte, Türkiye sınırlarını aşmış olarak gerçekleşti. İspanya, Yunanistan, Avusturya, Rusya ve KKTC’den gelen misafir restoranlar Antalyalılara ve etkinlik için otele gelmiş olan davetlilere hünerlerini sergilemiş oldular.
62. Altın Portakal Film Festivali’nin açılış programı ile çakışan 7. Meze Festivali, Antalya’nın hareketli günler yaşanmasına neden oldu. Bu heyecan bana Paris’teki moda haftaları günlerini hatırlattığı için gözlemlerimi bir modacı gözü ile aktarmak istedim!
Bakalım hangi “mezeler” trend olacak? Bu gösteriyi bir koleksiyon sunumu olarak kabul edersek 2026 yaz sezonunun “inn mezeleri” neler olacak?

Geleneksel olarak otelin bahçe kısmında, açık havada düzenlenen festival, hava muhalefeti nedeni ile kapalı mekâna transfer edilmişti bu kez. Davetli olarak katılan 20 kadar işletme, menülerinden seçtikleri meze çeşitlerini kendilerine ayrılan stantlarda hazırlayarak davetlilere tanıtıyorlar. Tahta kare tepsi ve eşlik eden servis tasarımı da Akra Hotels organizasyonun ne derece özenle hazırlanmış olduğunun bir göstergesi olarak çıkıyor karşınıza.
Elimde tepsimle ilk turumu attığımda, 2026 yaz sezonunda deniz ürünleri ihtiva eden mezelerin ağırlıklı olarak ön plana çıkacağını gözlemliyorum!
İlk durağım hatıralımda yeri olan 7 Mehmet standı oluyor. Bir zamanlar dinlenmek için geldiğimiz Antalya’da, Talya Oteli + 7 Mehmet + 29 üçlüsü olmazsa olmazımızdı.
1937 yılında açtığı restoranın ismini alnındaki yara izinin şekli nedeni ile 7 lakabı ile taçlandıran Mehme Akdağ’ın namı üçüncü nesil tarafından yaşatılıyor. Antalya’nın simge restoranı, meze festivalini tarator soslu kalamarlı turp salatası ve bal ve nane ile süslenmiş keçi peynirli ızgara mango ile renklendirmiş.

Deniz ürünleri trendini takip edip bu kez İspanya’nın San Sebastian şehrinden Antalya’ya gelen Gandarias standının önünde duraklıyoruz.
Bask bölgesinin ünlü atıştırmalıkları olan pintxoları, verev kesilmiş baget ekmekleri üzerine dizilmiş deniz mahsulleri ile tadıyoruz.
Viyana’nın Nash pazarından meze festivaline katılan Umarfisch Restaurant’ın sunumunda ise, trüflü ton balığına eşlik eden brioche ekmek parçalarını ve ahtapot salatasını görüyoruz.
Kıbrıs Girne’den karşı kıyıya gelen Niazi’s’in menüsünde gördüğüm “Şeftali Kebabı”ndaki şeftaliyi göremeyince bir lakap olarak “Şef Ali”den türediğini öğrenince hayal kırıklığına uğruyorum ancak hikâye yine de ilginç geliyor.





