Yeşil aklama veya greenwashing bir şirketin gerçekte olduğundan daha çevre dostu ve çevresel açıdan sürdürülebilir görünmeye çalışmak için reklam ve kamu mesajlarını kullanmasına denir. Yeşil aklama iletişim stratejilerini kasıtlı olarak benimseyen şirketler bunu genellikle kendilerinin veya tedarikçilerinin çevreye zarar veren özelliklerini aklamak için yaparlar. Bu sayede şirketler tarafından tüketicilerin dikkatini, faaliyetlerinin aslında çevreye çok fazla zarar verdiği gerçeğinden uzaklaştırmak için kullanılır.
Yeşil aklamada 7 yasak
Pazarlama literatüründe ise Timothy C. Bradley’e göre greenwashing stratejisinin uygulama çeşitlerini yedi yasak olarak kategorileştirmiştir. Bu kategoriler;
1 Gizli ticaretin yasağı: ürünün tümüne odaklanmayıp, ürünün sadece bir veya birkaç niteliğindeki çevreye uygunluğuna odaklanmak.
2 Kanıtsızlık yasağı: ürün ile ilgili doğruluğu ispat edilemeyecek bir çevresel iddiada bulunmak.
3 Belirsizlik yasağı: ürün ile ilgili çok genel ya da çok belirsiz bir tanımda bulunmak.
4 Konu dışılık günahı: ürünle ilgili olmayan ancak doğruluğu olan bir iddiada bulunmak.
5 Kötünün iyisi yasağı: ürün ile ilgili doğru bir iddiada bulunarak, ürünün diğer zararlı yönlerine karşı tüketicinin dikkatini dağıtmak.
6 Yalan yasağı: tamamen yanlış bir iddiada bulunmak.
7 Yanlış sevkiyat etiketlerine tapma yasağı: herhangi bir onay olmadığı halde, üçüncü tarafların onayının bulunduğunu iddia etmek.
Yeşil aklama ile mücadele
1 Temmuz 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile çevresel beyanlar ve sürdürülebilirlik alanında ilişkin önemli düzenlemeler yapıldı. 1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girecek olan yönetmeliğe göre artık reklamlarda kullanılan çevre dostu, yeşil, sürdürülebilir, karbon nötr, iklim dostu gibi çevresel beyanların bilimsel olarak desteklenmesi ve doğrulanabilir olması gerekecek. İlgili yönetmelik sınırları keskin şekilde belirlemiştir.







