Yıllardır Avustralya’da Türk mutfağını anlatan, ardından İstanbul’da Efendy ile Anadolu yemeklerine çağdaş bir restoran dili kuran Somer Sivrioğlu, mutfak macerasında şimdi başka bir döneme giriyor. Üstelik bu kez ileri gitmek için geriye, mutfağın en eski bilgi aktarım biçimlerinden birine bakıyor: Ustalığa… Somer, beş yıl boyunca Anadolu mutfağını çağdaş bir şef restoranı diliyle anlattığı Efendy’yi kapattı; aynı yerde Baharat adında bir ocakbaşı açtı.
Efendy, Michelin’den Bib Gourmand, İncili Gastronomi Rehberi’nden dört inci, Gault&Millau’dan iki Toque almıştı. Dolayısıyla dışarıdan bakıldığında karar gerçekten radikal: Gastronomi rehberlerinin karşılık verdiği bir şef restoranını kapatıp kebapçı olmak neden?
Somer’e bunu sorduğumda verdiği cevap aslında Baharat’ı anlamanın da anahtarıydı: “İyi bir kebabın, ‘fine dining’de yaptığımız pek çok tabaktan daha fazla ustalık istediğine inanıyorum.” İlk anda iddialı geliyor. Sonra kebabın anatomisini düşününce ne demek istediği daha iyi anlaşılıyor. Bir ‘fine dining’ tabağında şefin müdahale alanı geniş. Teknikler, soslar, dokular, garnitürler, sunum… Kebabın arkasına saklanabileceği böyle bir dünya yok.
Et var, yağ var, şiş var, köz var. Etin hazırlanmasından yağın oranına, şişe nasıl takıldığından közün durumuna, ateşle arasındaki mesafeden ocaktan alınacağı doğru birkaç saniyeye kadar her karar doğrudan lokmaya yansıyor. Malzeme azaldıkça ustanın saklanabileceği yer de azalıyor.

Radikal bir fikir
Gastronominin sürekli ‘yeni’ olanı kutsadığı bir dönemde, aynı şeyi binlerce kez yaparak mükemmelleştirmeye çalışmak neredeyse radikal bir fikir. Somer’in konuşurken söylediği bir cümle özellikle aklımda kaldı: “Kebapçı kelimesini seviyorum. Pideci, baklavacı, kebapçı…” Çünkü bu kelimelerin her biri aslında bir insanın tek bir işe yıllarını vermesini anlatıyor. Biz son yıllarda gastronomide şef restoranlarını, yaratıcılığı, imza tabakları, teknikleri, yıldızları konuştuk. Ama bu toprakların mutfağını bugüne taşıyan başka bir bilgi biçimi daha var: Ustalık. Şef yaratmak zorunda hissederken usta mükemmelleştirmeye çalışıyor. Biri yeninin peşinden koşarken diğeri aynı hareketi binlerce kez tekrarlayarak derinleşiyor. Somer’in bugün ilgisini çeken de tam olarak bu derinlik.






