Hayatın yavaşı hızlısı yok, döngüsü vardır” der Müfit Can Saçıntı. Modernizmin koşuşturmasından biraz geriye çekildiğimizde, hayatın her detayında, sürdürülebilirliğin sırrı olan bir döngünün var olduğu fark edebiliriz.
Yeniden döngüsel ekonomiye
Gerek döngüsel ekonomide gerekse döngüsel tarımda aslına rücu etmenin çabasına şahitlik ederiz.
Aynı şey su döngüsünde de geçerli. Evrenin ve dünyanın yaratıldığı milyarlarca yıl öncesinden bugüne, bu döngü mükemmel bir şekilde sürdü. Ta ki tüketici kapitalizminin kaynakları sömürmesiyle döngünün bozulmasına kadar devam etti ve her şeye rağmen aksayarak da olsa devam ediyor.
Fark etmeden içtiğimiz bir bardak su, gerçekte bu mükemmel döngünün bir sonucu. Bu sessiz ve muhteşem su döngüsü, hayatın devamlılığının da sırrı değil mi?
Yeryüzündeki suyun büyük kısmını (%97,5) barındıran okyanusları, su döngüsünün başlangıç noktası olarak aldığımızda; güneşin ısıtmasıyla suyun buharlaşması, hava akımlarıyla atmosfere yükselmesi ve nihayetinde soğuk hava ile temas ettiğinde yoğunlaşması ve bulut halini alması, kusursuz bir döngünün sadece ilk aşaması.
Hava akımlarının taşıdığı bu bulutlar, su damlacıklarının birleşmesi sonucu ağırlaşır ve yağmur olarak yeryüzüne iner. Yağışların bir bölümü ise kar olarak yeryüzüne düşer. Karların bir kısmı erimez ve buzullar halinde depolanır. Bir kısmı ise eriyerek yağmurlarla birleşir ve akarsular şeklinde denizlere ve okyanuslara dökülür. Suyun önemli bir kısmı da yeraltına süzülür, bitkilere can suyu olur veya daha derinlerde akifer dediğimiz yeraltı depolarında saklanır.
Sonuçta, yeryüzündeki su ne artar ne de eksilir. Önemli olan sağlıklı su döngünün bozulmaması. Döngü bozulduğunda rahmet olan yağmur afete, doluya ve felakete dönüşebilir, bugün olduğu gibi. Bir bölge kuraklık çekerken, başka bir bölge aşırı yağmurlardan sel felaketleri yaşayabilir.
Tüketici kapitalizminin çöküşü
Tüketici kapitalizmi için bugün deniz tükenmiş, yeni bir küresel sistem arayışı başlamıştır. Artık zaman, onarıcı tarım, döngüsel ekonomi veya kaynak kullanım ekonomisi… her ne derseniz deyin, kaynakları nimet olarak gören, bereketin sırrına vakıf, Anadolu irfanını yeniden keşfetmenin zamanı.






