“AB Tarımsal Görünüm 2025-2035” raporu, Aralık 2025 tarihinde yayınlanan ve AB ile gümrük birliği anlaşması olan bir ülke olarak bizi de yakından ilgilendiren önemli bir rapor. İhracatımızın yüzde 42’sini gerçekleştirdiğimiz ve 8,6 milyar dolar ile tarımsal ihracatımızda ilk sırada yer alan AB’nin her politikası yakından takip edilmeli.
Raporun öne çıkan bölümlerini bu yazıda değerlendirdik.
En büyük tehdit belirsizlik
Raporda özellikle tarım ve gıda piyasaları açısından belirsizliklerle dolu bir dönemi kapsadığı ve AB tarımının sadece üretim odaklı olmayıp iklimle de barışık yapısal bir dönüşüm geçirdiği vurgulanıyor.
Öncelikle gelecek on yılda verimlilik artış hızının düşeceği ve bunun iklim değişikliğinden ve sürdürülebilir üretime geçişten kaynaklanacağı ifade ediliyor. Ancak bu durum, AB’nin gıda güvencesini tehlikeye atmıyor ve AB, tahıl, et ve sütte yeterliliğini koruyor.
Hem çevreci olmak hem de verimlilik kaybını önlemek kolay değil. AB, verimlilik kaybının önüne dijitalleşme ile geçmek istiyor.
Büyük ölçekli işletmelerin gelir beklentileri artarken küçük aile işletmeleri ya el değiştiriyor ya da teknolojik değişime uyum sağlamak durumunda kalıyor. Bir anlamda eli nasırlı tarım işletmecilerinin yerini eli tabletliler alıyor. Otonom traktörlerle; hastalık, zararlı, gübre ve su ihtiyacı gibi tüm işlemleri takip eden dronlarla; su veya gübre ihtiyacını belirleyen sensörlerle, daha az insan emeği, daha fazla teknoloji ve nihayetinde daha fazla katma değer amaçlanıyor.
Tarımsal istihdam azalıyor
Tarımsal istihdam gelecek on yılda 7,5 milyondan 6,9 milyona düşüyor. Görüldüğü gibi tarımdan diğer sektörlere geçiş sadece Türkiye’de yaşanan bir durum değil. Gelişmişlik süreci ve küresel sistem bunu zorluyor. AB, artık nicelikten çok niteliğe, kaynak kullanım ekonomisine geçiyor.






