Sakarya Üniversitesi ile Gıda Teknolojisi Derneği’nin düzenlediği 15. Türkiye Gıda Kongresi’nde güvenli olmayan gıdadan her yıl 420 bin insanın öldüğüne dikkat çekilirken, tüketicilerin organik ürünlere yönelik algı araştırması, organikte motivasyonun sağlık değil geçmişe özlem olduğunu ortaya koydu.
Gıda güvenliği, sürdürülebilir üretim ve inovasyon temalarıyla öne çıkan Türkiye 15. Gıda Kongresi, Sakarya Üniversitesi ev sahipliğinde yapıldı. Gıda ekonomisi, sürdürülebilir üretim, inovasyon, lezzet bilimi, mikrobiyoloji, gıda israfı, ambalaj teknolojileri ve bitkisel bazlı ürünler gibi temaların ele alındığı kongrede; Codex Alimentarius, postbiyotik uygulamalar, yapay zeka destekli üretim sistemleri, fonksiyonel gıdalar ve gıda israfının önlenmesi gibi konularda sunumlar yapıldı.

“Gıda bilimi, yalnızca bir üretim alanı değil”
Kongrenin açılışında konuşan Sakarya Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Suzan Öztürk Yılmaz, gıda biliminin yalnızca bir üretim alanı olmadığını, aynı zamanda toplumsalların ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimlerin en önemlilerinden biri olduğunu vurguladı.
Kongrenin gıda biliminin şekillendirileceği araştırmaların ve iş birliklerinin başlangıcı olduğunu dile getiren Yılmaz, 2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyara ulaşacağının öngörüldüğünü hatırlatarak, bu artışın gıda güvenliği, sürdürülebilir üretim, iklim değişikliğine uyum ve kaynak koşulları gibi bölgelerdeki çalıştırılmalarını zorunlu kıldığını dile getirdi.
“Gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik, geleceğin önceliği”
Gıda üretiminin sürdürülebilir sistemlerinin yaratılması, ürünün verimli kullanılması ve gıda israfının korunmasının önemine değinen Prof. Dr. Suzan Öztürk Yılmaz, akademi, sanayi ve toplum iş birliklerinin, gıda alanındaki araştırmaları besleyeceğini ve çözüm için temel oluşturacağını söyledi.
Üniversitelerin bilgi birikimini sahaya aktarımının ekonomik gelişme açısından büyük önem taşıdığını dile getiren Yılmaz, bu tür etkinliklerle genç araştırmacılar için önemli bir deneyim alanı sunulduğunu, edindikleri bilgi ile bağlantıların kariyerlerinde değerli bir basamak oluşturabileceğini kaydetti.

60 üniversite ve 57 kuruluş destek verdi
Gıda Teknolojisi Derneği Başkanı Prof. Dr. İbrahim Çakır da, etkinliğin amacının yalnızca geçmiş dönüşümleri paylaşmakla sınırlı tutulmadığını belirtti. Üniversite, gıda sanayisi ve özel sektör arasında iş birliğini artırmayı hedeflediklerini vurgulayan Çakır, kongrenin 60 farklı üniversite ile 57 kamu ve özel sektör kuruluşu tarafından desteklendiğini bildirdi.

Tarladan sofraya uzanan güvenli gıda zinciri
Tarım ve Orman Bakanlığını temsilen konuşan Gıda ve Kontrol Müdürlüğü Gıda ve Yem Kontrol Daire Başkanı Mehmet Menderes ise güvenilir gıdanın Türkiye’nin dünya ile rekabetinde bir araya getirilmediğini söyledi.
Bakanlığın “tarladan sofraya” yayılan gıda zincirinin her aşamasında denetim ve kontrol faaliyetlerini sürdürdüğünü vurgulayan Menderes, Türkiye’nin gıda alanında güçlü bir altyapıya sahip olduğunu belirterek, 2024 yılında 1 milyon 300 binden fazla denetim gerçekleştirildiğini, 2025 yılında ise 950 bin aşkın denetime ulaşıldığını bildirdi.
Bu denetimler sonucunda 22 binden fazla uygunsuzluk tespit edildiğini dile getiren Menderes, yaklaşık 2 milyar liralık idari para cezası kesildiğini, 400’ün üzerinde işletme hakkında Cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulduğunu ifade etti. Menderes ayrıca, etkili denetim için karekod uygulamasını geliştirdiklerini kaydetti.
Türkiye’nin tarım ve gıdadaki rekabet gücünün temel anahtarı olduğunu belirten Menderes, gıda güvenliği için üniversitelerde yürütülecek ortak projelerin büyük önem taşıdığını vurguladı.

“Organikte motivasyon geçmişe özlem”
15. Türkiye Gıda Kongresi, gıda bilimi ve tüketici davranışları üzerine yapılan güncel araştırmalara ev sahipliği yaptı.
Bursa Uludağ Üniversitesi Pazarlama ve Reklamcılık Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Fatih Bilici, Kongrede sunumunu yaptığı “Tüketici Zihninde Organik Süt: Geleneksel İmgeler, Estetik Stajyerler ve Güven Problemi” adlı projesinde, tüketicilerin organik ürünlere yönelik algısını inceledi.
Çalışma kapsamında tüketicilerin organik ürünlere bakışını anlamak amacıyla 12 kişiyle derinlemesine görüşmeler yaptıklarını belirten Bilici, tüketicilerin organik ürünleri nasıl tanımladıklarını ve neye güven duyduklarını ortaya koyduklarını söyledi.
Tüketiciler doğallık çağrışımından etkileniyor
Organik süt algısının hangi unsurlarla şekillendiği sorusuna Bilici, insanların ürünleri değerlendirirken, genellikle görsel sadelikten ve doğallık çağrışımından etkilendikleri yanıtını verdi. Katılımcıların pastel tonlarda, üzerinde dağ ya da inek görseli bulunan ve az yazılı ambalajları organik olarak algıladıklarını belirten Bilici’ye göre, bu tür görseller tüketicide doğallık hissi yaratırken modern tasarımlar güveni azaltıyor.
Organik ürünlerin yalnızca sağlıkla ilişkilendirilmediğine de dikkat çeken Bilici, nostalji duygusunun güçlü biçimde öne çıktığını söyledi. Katılımcıların organik ürün dendiğinde köyde büyüklerinin yaptığı süt, yoğurt ya da balı hatırladıklarını aktaran Bilici, bu ürünlerin tüketiciler için yalnızca bir gıda değil, geçmişe ve doğaya duyulan özlemin simgesi haline geldiğini ifade etti.
Organik algısı, görsellere göre oluşuyor
Ambalaj üzerindeki sertifika işaretleri ve kodlar konusunda ise, birçok tüketicinin bu bilgileri gördüğünü ancak anlamlandıramadığını belirten Fatih Bilici, bunun, bilgi ve eğitim eksikliğinden kaynaklandığını, insanların terimleri çözümleyemedikleri için organikliğe dair yargılarını daha çok ambalajın görsel unsurlarına göre oluşturduklarını söyledi.
Araştırmanın sonucunda organik ürünlerdeki güven probleminin yalnızca üretim süreçlerinden değil, markaların iletişim biçimlerinden de beslendiğini vurgulayan Bilici, tüketici güvenini güçlendirmek için sade, anlaşılır ve şeffaf bir iletişim dilinin önemine dikkat çekti.
www.gidahatti.com/haber/26537631/organik-gidada-motivasyon-gecmise-ozlem





