Su Politikaları Derneği’nin yayınladığı “Daha Kurak Bir Dünyaya Doğru Su Politikaları” raporuna göre, “1900-2020 arasında kuraklığa maruz kalan küresel arazi alanı iki katına çıktı. Dünya yüzeyinin yüzde 37’sinde nem kritik düzeyde azaldı, akiferlerin yüzde 62’sinde su seviyeleri düştü.”
Türkiye 2026’da son yılların en yağışlı yılını yaşarken Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu “üşürken de dünya ısınır” diyerek yağmurlara aldanmayın diyor. Uzmanlara göre 2100 yılına kadar kurak dönemlerin sıklığı, aşırı sıcak hava dalgaları iki kattan fazla artabilir.
Tuna Nehri “akmam” diyor, Panama Kanalı’ndan geçen gemi miktarı sınırlı. OECD ülkelerindeki sulak alanlar yüzde 18 azalmış durumda. Yaşanan durum doğal iklim döngüsünden öte. Yanında bir de maliyet baskısıyla kavrulan çiftçiler var, endişeleri dağları aştı.
Kuraklık tarlada başlıyor, faturası şehirde kesiliyor
Derneğin raporuna göre “Türkiye’de özellikle İç Anadolu, Trakya ve Güneydoğu’da bitkisel üretim ciddi manada düşebilir.” Kuraklık tarlada başlıyor ama fatura şehirde kesiliyor, gelecekte metropollerin gıda kırılganlığı daha da artabilir. Gıda fiyatlarında daha iyi günlerimiz, bundan sonra uygun fiyatlı gıdayı unutalım.
Felaket tellallarını aratmayacak rakamlar sıralanıyor. Tarım uçan kuştan, nemden, yelden her şeyden etkileniyor. Kuraklık sosyal eşitsizlikleri derinleştiriyor, fırsatlara erişimde makas açılıyor, çiftçilerin mukavemeti zayıflıyor. Kuraklık tarlada verim kaybına, arz açığına, arz açığı gıda enflasyonuna, gıda enflasyonu faizlere ve ekonomiye, bütün bunlar da toplumsal eşitsizlik ve göçe dönüşüyor. Yanı başımızda bunlar yaşanırken biz enerjimizi derinleşen gıda krizini yönetmekten çok gıda zincirindeki aktörlere yönelik operasyonlara veriyoruz. Kök sorunların köklenmesine izin veriyoruz.
Kuraklığı öngörmek giderek zorlaşıyor
Raporun en ilginç saptaması kuraklıkların artık öngörülemez olmasında. Ani kuraklık olaylarının yükselişi su yönetimi ve tarım için geleneksel tahmin ve planlama yaklaşımlarını yetersiz kılıyor.
Sıcak hava dalgaları 2027’de gıda fiyatlarını yüzde 3’ten fazla artırabilir
Sadece Su Politikaları Derneği değil, Oxford Economics’e göre de “aşırı sıcak hava dalgaları artık küresel gıda enflasyonu için jeopolitik çatışmalardan daha büyük tehdit. 2026 Haziran sıcakları Avrupa’da 9 milyon ton tahılın kaybedilmesine neden oldu. İklime uyumlu altyapı geliştiren çiftçiler bile aşırı sıcaklıkları tolere edemedi. Erken uyarı sistemleri hedeflenen korumayı sağlayamıyor. İklim enflasyonunun 2027’de gıda fiyatlarına etkisi, Hürmüz Boğazı’nın kapanması gibi savaşla ilgili tedarik zinciri aksamalarının etkisini aşacak. Sıcak hava dalgaları 2027’de gıda fiyatlarını yüzde 3’ten fazla artırabilir.”
Erken uyarı sistemi hasadı kurtarmaya yetmiyor
Avrupalı çiftçi olan Benoit Merlo son on yıldır çiftliğini daha sıcak bir dünyaya hazırlamak için “rejeneratif tarım uygulamaları yaptı, münavebeli ekim planladı, kuraklığa dayanıklı tohumlar seçti, modern sulama yatırımları yaptı, erken uyarı sistemleri kullanmaya başladı.” Tüm bunlara rağmen haftalar süren 38 derece üzerindeki sıcaklarda mahsullerinin yüzde 70’ini kaybetti. Uzmanlara göre Merlo her şeyi yapsa da iklim riskleri planlanan önlemlerden çok daha yıkıcı. Uyum önlemleri kaybı azaltıyor, ancak aşırı olayların şiddeti ve hızı bazı durumlarda mevcut uyum kapasitesini aşabiliyor.







