Dr. Mark Hyman: Merhaba. Bu hafta konumuz kolesterol ve kalp sağlığı.
Bu konuda süregelen bazı kabuller var ancak sürekli yeni çalışmalar yapılıyor ve yeni gerçekler ortaya çıkıyor. Eski fikirler her zaman doğru olmayabiliyor.
Örneğin yağ içeriği düşük diyetlerin kalp rahatsızlıklarına iyi geldiğine inanılırdı. Ama bu doğru değil. Çünkü yağ tüketimini azaltmamız gerektiği söylemi yaygınlaştıkça hepimiz karbonhidrata yöneldik ve bu kez de diyabet salgını başladı. Üstelik kalp hastalıkları da daha yaygın hale geldi. Bu yüzden bazı eski doğrular bilimle yanlışlanmışsa bu gelişmeleri dikkate almak zorundayız.
Kalp hastalığı 1950’lerden beri Amerika’daki bir numaralı ölüm sebebi. Dünya genelinde de durum pek farklı değil. Öte yandan bu rahatsızlığa karşı on yıllardır aynı yaklaşım benimseniyor. Bu yaklaşıma göre kolesterol bizim düşmanımız. Mümkün olduğunca azaltmamız şart. Yağlardan uzak durmamız ve statin adı verilen ilaçlardan kullanmamız gerekiyor. Yapılacak başka da bir şey yokmuş gibi anlatılıyor. Hepimize böyle öğretildi.
Ancak bugün yapılan kolesterol testleri bile genellikle doğru göstergelere bakmıyor. Tahlil yaptırıp değerlerinizi öğrenmek önemli. Ama doğru değerlere baktırmak da aynı derecede mühim.
Klasik yaklaşımda eski kolesterol ölçümleri yapılıyor. LDL yüksek çıkarsa hastaya statin veriliyor ve açıkçası üzerine fazla kafa yorulmuyor. Halbuki bugün APO B gibi testlerin çok daha önemli olduğunu biliyoruz.
Çünkü kalp hastalığı, statin eksikliğinin giderilmesiyle çözülecek kadar basit bir mesele değil. Daha incelikli boyutları var ve buna göre ele alınması gerekiyor.
Üstelik hastalarla bire bir tecrübemden herkesin farklı olduğunu ve farklı şeylere tepki verdiğini görüyorum. Örneğin aşırı miktarda yağ içeren ketojenik diyet yapıp kolesterolünü düşürenler de var, ketojenik diyet yüzünden kolesterolü kötüye gidenler de. Bu yüzden her hastayı ayrı ayrı ele alıp durumuna dikkatli bakmak gerekiyor.
Bir soruyla başlayalım: Gerçekten kalp hastalığının temel sebebi kolesterol olsaydı kalp krizi geçirenlerin yarısının LDL seviyesi normal olur muydu?
Kalp krizi geçirmiş 136 bin kişi üzerinde yapılan kapsamlı çalışmaya göre bu kişilerin yüzde 75’inin LDL seviyesi normal aralıkta. O halde sorun nerede?
Bu soru kalp sağlığı konusunda yepyeni bir yaklaşıma kapı açtı. Eskiden kolesterolünüz, yani LDL seviyeniz yüksekse bunun kalp krizine yol açacağı düşünülüyordu. Bu yüzden de amaç her ne pahasına olursa olsun LDL’yi mümkün olduğunca aşağı çekmekti.
Ayrıca kolesterolü, özellikle de LDL’yi yükseltebildiği için doymuş yağların zararlı olduğu söyleniyordu. Gelgelelim bu kesin talimat çoğu insan için geçerli değildi ve gerçek hayattaki klinik çalışmalar başka bir tablo ortaya çıkardı.
Peki eski model nerede yanılıyordu?
Birincisi, toplam kolesterol, kalp rahatsızlığını öngörmekte o kadar da isabetli bir ölçüt değil. Kalp krizi geçirenlerin en az yarısının LDL seviyesi normal. Esas risk, çoğu zaman hiç bakılmayan bir faktörden kaynaklanıyor. Bu da kolesterol partiküllerinin niteliği, boyutu ve sayısı. Normal kolesterol testlerinde bu partiküllerin sadece ağırlığı ölçülüyor. Halbuki küçük mü büyük mü oldukları, yoğun olup olmadıkları ve sayıları belirleyici. Gelgelelim tahlillerin sadece yüzde 1’inde bu değerlere bakılıyor.





