Tarım, 2025’te en düşük gelir düzeyine sahip sektör oldu. Ortalama aylık gelir 19 bin 788 TL’ye denk geldi ve asgari ücretin bile altında kaldı. Ülkenin toplam gelirinden en az pay tarıma düştü.
Yazı yok, kışı yok… Sıcak, soğuk dinlemez. Hafta sonu, bayram, tatil çoğu zaman hak getire… 7/24 mesai gerektiren bir iş kolundan bahsediyoruz.
Canlıyla uğraşıyorsunuz… Özellikle hayvancılık tarafı çok daha meşakkatli… Hayvanların sağımı, beslenmesi, doğumu, hastalığı vs. derken geceniz gündüzünüze karışıyor.
Çoğumuz sofralara gelen et, süt, yumurta ve diğer gıdaları tüketirken bu ürünlerin hangi koşullarda, ne tür zorluklarla üretildiğinin farkında olmayabilir.
Olmak zorunda da değil belki…
Ama sofralardan bu ürünlerin eksik olmasını istemiyorsak o zaman hikayenin öznesinin bu işten hak ettiği kazancı ve üretimin gerçekleştiği kırsalın yaşam koşullarını sorgulamak lazım.
Tarım ve gıda sektöründeki gelişmeleri genelde belirli başlıklar etrafında konuşuyoruz: Girdi maliyetleri, üretici satış fiyatları ya da gıda enflasyonu… Zincirin ilk halkasındaki üreticilere ilişkin ekonomik ve sosyal durumu çoğu zaman göz ardı ediyor ve temel soruyu genelde pas geçiyoruz: Üretimin merkezindeki çiftçi verdiği emeğin, döktüğü alın terinin karşılığını hak ettiği ölçüde alabiliyor mu?
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) önceki hafta yayımladığı “2025 yılı gelir dağılımı istatistikleri” bültenine göre cevap “hayır”.
Yıllık ortalama gelir 237 bin TL
TÜİK’e göre 2025’te en düşük yıllık ortalama gelir 237 bin 461 TL ile tarım sektöründe elde edildi. Böylece aylık 19 bin 788 TL’ye denk gelen tarımdaki ortalama gelir, 2025’te 22 bin 104 TL olan asgari ücretin bile altında kaldı.
Aynı dönemde en yüksek yıllık ortalama gelir 426 bin 45 TL ile hizmet sektöründe görülürken, ikinci sırada 402 bin 684 TL ile inşaat sektörü yer aldı. Sanayi sektörü ise yıllık ortalama 399 bin 105 TL ortalama gelir ile üçüncü sıradaydı.
TÜİK verilerine göre ‘nitelik gerektirmeyen işlerde çalışanlar’ bile 241 bin 660 TL kazanarak tarımda çalışanların ortalama gelirinin üzerinde bir kazanç elde etti.
Bir önceki yıla göre yıllık ortalama esas iş gelirinde en yüksek artış yüzde 79 ile inşaat sektöründe gözlenirken, bunu yüzde 75.8 ile hizmet sektörü izledi. Sanayi sektöründe yüzde 70.1 artış gözlenirken, tarım sektöründe ise söz konusu oran yüzde 54.4’te kaldı. Bu da tarımda gelir seviyesinin düşük olmasının yanında, gelir artış hızının da diğer sektörlere göre daha zayıf kaldığına işaret.
Tarım müteşebbis gelirleri arasında geçen yıla göre 0.6 puan azalarak yüzde 2.8 ile en düşük payı aldı. Bir başka deyişle ülkenin toplam gelirinden en az pay tarıma düştü.
Bu tür verilere bakınca, “Bu paraya bu işi kim yapar?” sorusu akıllara gelmiyor değil. Zira tarım çoğu zaman yüksek riskli, düşük getirili bir hayatta kalma çabasına dönüşmüş durumda.
Düşük yaşam kalitesi de cabası
Üretimden kopuş, kırsaldan kente göç, gençlerin tarıma mesafeli yaklaşması gibi kronik meselelerin temel gerekçesi de bu verilerde saklı aslında. İşin daha vahim ve riskli tarafı ise çiftçinin milli gelirden aldığı pay adil olmadığı sürece bu kan kaybı devam edecek gibi duruyor.






