“Biz ne yersek oyuz” derdi Feuerbach. Ama artık sormamız gereken; yediklerimizin sahipleri kim? 2025’te gerçekleşen küresel gıda devlerinin büyük satın alma dansı, bize ne gösteriyor ve ne anlatıyor?
Annemizin mutfağında kaynatılan erişte suyunun kokusu vardı. Babaannemizin taş fırınında pişen ekmeğin çıtırtısı. Şimdi o kokular, o çıtırtılar trilyonluk holding koridorlarından geçiyor. 2025 yılı, küresel gıda endüstrisinin tarihine altın harflerle yazılacak bir yıl olarak kapanıyor.
Toplam değeri 70 milyar doları aşan satın alma ve birleşme anlaşmalarıyla, sofradaki lokmamızın kime ait olduğu sorusu artık Wall Street’in en sıcak konularından biri haline geldi.
Malcolm Gladwell “devrilme noktası” kavramını ortaya attığında gıda endüstrisinden bahsetmiyordu belki, ama 2025, tam da böyle bir devrilme noktası. On yıldır portföylerini şişiren devler şimdi zayıflıyor; zayıflarken de yeniden biçimleniyor. Kraft Heinz dağılıyor, ama Mars tüm dünyayı yutmaya hazırlanıyor. Bu paradoks, endüstrinin yeni DNA’sını oluşturuyor.
Büyük ayrılığın anatomisi
Warren Buffett 2015’te Kraft ve Heinz’ı birleştirdiğinde, dünyanın beşinci büyük gıda şirketini yaratmıştı. O gün, “ölçek her şeydir” mantığının zafer günüydü. Bugün, tam on yıl sonra, Kraft Heinz ikiye bölünüyor: Biri ketçap ve soslarla küresel pazara açılacak “Global Taste Elevation Co.”, diğeri Oscar Mayer ve Lunchables ile Kuzey Amerika’da kalacak “North American Grocery Co.” İsimlerin şatafatına aldanmayın; bu bir mağlubiyet ilanı.
Statista’dan Mahsa Shahbandeh Najafabadi durumu veciz biçimde özetliyor:
“Birleşmeden önce Kraft Heinz’ın rakipleri zaten sağlıklı alternatiflere yönelmişti. Enflasyon fiyatları artırınca, markayı destekleyen perakendeciler rakip haline geldi; özel markaları ve inovatif tatlarıyla.”
Gerçekten de bugün Walmart’ta 14 oz Heinz ketçap 2.98 dolar iken, aynı boyuttaki Great Value markası 98 sent. Aradaki iki dolar farkı haklı çıkaracak ne kaldı geriye?






