Kafelerin sayısı, müşterisi ve cirosu büyürken, yerli tarım ile gıdanın bu büyümedeki ağırlığı aynı hızda artmıyor. Kahve çekirdeğini zaten dışarıdan getiriyoruz; büyüyen fincanın içindeki yerli sütü, meyveyi ve gıdayı da yeterince büyütemiyoruz.
Bir kafeye giriyorsunuz. Boş masa yok. Herkesin önünde bardağı 200-300 TL arasında değişen frappeler, macchiatolar, latteler… Bu manzaraya bakıp aynı cümleyi kuranların sayısı az değil: “Herkes geçinemiyoruz diyor ama kafeler tıklım tıklım.” Peki, dolu kafeler gerçekten toplumun zenginleştiğini mi gösteriyor?…






