Ayşegül İldeniz, Silikon Vadisi’ni ve yapay zekâyı anlattı: Yapay zekâ iklim krizine çözüm yaratabilir; bazı sektörler yok olurken yeni iş alanları ortaya çıkacak
“Süreci doğru yönetemezsek, doğal kaynakları çok kısa sürede tüketip dünyaya ciddi zarar verebiliriz. Yapay zekâyla nasıl iş birliği yapacağımızı netleştirdiğimiz bir yaşam süreceğiz. Bunu ne kadar erken kabul edersek, o kadar avantajlı oluruz. Bazı sektörler hızla yok olacak, bazıları inanılmaz büyüyecek; henüz adını koymadığımız pek çok yeni iş alanı ortaya çıkacak”
Yeni yılın ilk söyleşisinden herkese merhaba. Umarım daha adaletli, daha huzurlu ve daha eşitlikçi bir yıl olur. Bugün, uzun zamandır çalışmalarını yakından izlediğim, teknoloji dünyasında küresel ölçekte söz sahibi bir isimle bir aradayım: Ayşegül İldeniz. Silikon Vadisi’nde üst düzey yöneticilik yapmış, Intel’de yeni teknolojilerden sorumlu dünya başkan yardımcılığı görevini üstlenmiş; bugün ise danışmanlık, yönetim kurulu üyelikleri ve yazarlık yapan bir teknoloji lideri. Doğan Kitap’tan yayımlanan Işınla Bizi Ayşegül, Ayşegül 5.0 ve çocuklara yönelik yeni kitabı Geleceği Merak Ediyorum: Yapay Zekâ vesilesiyle bir araya geldik. Zeki, samimi, güçlü; mizah duygusu yüksek ve son derece etkili bir kadın. Gücünün yanında, insanı anlayan dili ve şefkati onu bambaşka bir yere koyuyor.
İldeniz ile teknoloji dünyasının merkezinde kadın lider olmayı, yapay zekânın vaadini ve sınırlarını, hızla değişen bir dünyada insanın nerede durması gerektiğini konuştuk.
– Silikon Vadisi’nde küresel ölçekte söz sahibi bir pozisyona gelmek büyük bir başarı hikâyesi. Merak ediyorum nasıl başardınız?
– Peki erkek egemen bir sektörde başarılı bir kadın olmak zor olmadı mı?
Teknoloji sektöründe yaş, cinsiyet ya da nereli olduğunuzdan çok; ne kadar atik olduğunuz, ne kadar hızlı hareket edebildiğiniz ve geleceği ne kadar iyi öngörebildiğiniz belirleyici. Elbette sonuç üretebilmek de çok önemli. Bu açıdan baktığımda, sektörün yapısının bana avantaj sağladığını düşünüyorum. Büyük resme baktığınızda şirketlerin sahiplerinin ya da en üst düzey yöneticilerinin çoğunlukla erkek olduğu görülüyor. Ancak teknoloji sektörü farklılıklara açık bir alan. Üst düzeyde görev yapan çok sayıda kadın var. Ben bu sektörün, özellikle sıçrama yapmak isteyenler için bariyerleri görece açık tuttuğunu düşünüyorum. İkinci olarak da, bizim coğrafyamızdan geliyor olmanın ciddi bir etkisi var. Türkiye’de, Orta Doğu’da ve Afrika’da çalışmış biri olarak zorluklara alışkınım. Sürekli beklenmedik durumlarla karşılaşmaya alışkınım; bir deprem olur, bir savaş çıkar, bir ülkede ani bir kriz yaşanır…

– Ruhsal dayanıklılığımız çok fazla diye düşünüyorum. Ne dersiniz?
Çok yüksek. Dayanıklılığımız ve direnç gücümüz gerçekten fazla. Zor durumlarda ne yapabileceğimizi hızlıca kestirebilme, pratik çözümler üretebilme becerimiz iyi. Bunun bana çok faydası oldu. Bu bölgede birbirine hiç benzemeyen, çok farklı profillerde iş insanlarıyla çalışmak ve onları yönetmek de önemli bir deneyim. Bazen tamamen alakasız gibi görünen bir teknolojiyle karşılaşıyorsunuz. İlk refleksiniz, “Bunu Batı Avrupalılar ya da Amerikalılar kullanır, başkası kullanmaz” demek olabiliyor. Ama şunu hiç unutmuyorum: Tamamen kişisel merakımla Etiyopya’da Aksum diye bir şehir var, oradan dağlara çıktım. Orada yaklaşık 16–17 yaşlarında bir çocukla tanıştım. İki gün birlikte vakit geçirdik; aynı zamanda rehberimdi. Onun teknolojiye dair bakışı benim zihnimde o kadar çok kapı açtı ki, anlatamam. Türkiye’de de benzer örnekler var. İnsanların “Bu bana neden yarar?”, “Bunu nasıl kullanırsam benim için gerçekten iyi bir şeye dönüşür?” diye sorması… Teknolojiyle kurulan bu ilişki bana çok sayıda anahtar verdi. Global düşünebilme kapasitemi ben açıkçası bu bölgede geliştirdim. Silikon Vadisi ve teknoloji bana şunu gösterdi: Eğer yaptığınız şeyi sekiz milyardan fazla insan için düşünmüyorsanız, aslında bir karşılığı yok. Teknolojinin gerçekten anlamlı olabilmesi için böyle bir kapsayıcılıkla ele alınması gerekiyor.





