Son dönem Ege Bölgesi’nde yaşanan madenciliğin yarattığı çevre sorunlarını gazetemize değerlendiren Ziraat Yüksek Mühendisi Dr. Tevfik Türk: “Sermayenin işgali altındaki Ege maden şirketlerinin dozerlerine teslim ediliyor” dedi.
Ege Bölgesi’nde yoğunlaşan altın, bakır, mermer ve kömür madenciliği tarım alanlarını tehdit ediyor. Ormansızlaşma, su kaynaklarının tükenmesi, siyanür ve ağır metal kirliliği gibi büyük ekolojik yıkımlara yol açarken, plansız ve denetimsiz faaliyetler Ege Bölgesi’ndeki tarımı, zeytinlikleri ve canlı yaşamını tehdit ediyor.
Maden arama ve işletme sahaları için binlerce ağaç kesilip, bölgenin ekolojik dengesi ve yaban hayatı yok olurken, 19 Haziran 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı, Türkiye’nin doğasını, köylüsünü ve geleceğini hiçe sayan çevre politikalarının son halkası oldu.
Yeni Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı, Tarım Orman ve Çevre Politikalarından Sorumlu Ziraat Yüksek Mühendisi Dr. Tevfik Türk, madencilik faaliyetinin tarım üzerindeki etkilerini gazetemize değerlendirdi.
“Maden çetelerinin önünü açan açık bir doğa katliamıdır”
Muğla’nın Yatağan ve Menteşe ilçelerindeki zeytinlikler ve verimli tarım arazilerinin acele kamulaştırıldığını belirten Türk, “Kamu yararı” kılıfıyla örtülmeye çalışılan bu kararın, kömür şirketlerinin ve maden çetelerinin önünü açan bir doğa katliamı ruhsatı olduğunu söyledi.
Acele kamulaştırmanın normal şartlarda yalnızca savaş veya ulusal savunma gibi olağanüstü durumlarda başvurulması gerektiğini söyleyen Türk, “Ne yazık ki günümüzde iktidar eliyle, tarlasına ve zeytinliğine sahip çıkan Ege köylüsünü mülksüzleştirmenin aracına dönüştürülmüştür. 3573 sayılı Zeytinliklerin Korunması Hakkında Kanun da, 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu da açıkça bypass edilerek, asırlık zeytin ağaçları ve tarım alanları maden şirketlerinin dozerlerine teslim edilmektedir” dedi.
Yıkım dalgası Ege’yi sardı
Yıkım dalgasının yalnızca Muğla ile sınırlı olmadığına dikkat çeken Türk, İzmir’in ve Ege’nin ana gıda ambarı olan Küçük Menderes Havzası’nda, Ödemiş ve Beydağ hattı üzerinde özellikle Bozdağ’da açılmak istenen maden ocakları ve arama ruhsatlarının bölgeyi felakete sürüklediğini ifade etti.







