Dört yıl önce Mısır’da yapılan COP27’de agroekoloji iklim müzakerelerinin metinlerine kadar girdi, ancak nihai metinde kendine yer bulamadı. COP’larda alınan kararları takip edenler bunu iyi hatırlayacaktır.
Aradan geçen dört yılda iklim krizinin tarım ve gıda üzerindeki baskısı dünyanın farklı coğrafyalarında daha da arttı. Agroekoloji ise COP koridorlarında, bilim dünyasında ve sivil toplumun gündeminde daha fazla konuşulur hâle geldi. O günlerden bugüne Türkiye’de de agroekoloji üzerine çalışan uzman sayısı arttı; bu konu sivil toplum örgütlerinin, tarım kooperatifleriyle çalışan oluşumların gündeminde daha çok yer almaya başladı.
Şimdi gözler Antalya’da yapılacak COP31’de. Dört yıl önce metinden çıkarılan agroekoloji, bu kez resmi iklim politikalarının parçası olabilecek mi?
Agroekoloji neden tartışılıyor?
Tarım, iklim krizinin hem en fazla etkilenen alanlarından hem de çözümün önemli parçalarından biri. Kuraklık, aşırı sıcaklar, seller, değişen yağış rejimleri ve toprak kaybı üretimi giderek daha kırılgan hâle getirirken, tarım ve gıda sistemlerinin sera gazı emisyonlarındaki payı da sektörün iklim müzakerelerindeki önemini artırıyor.
Bu tartışmanın merkezindeki yaklaşımlardan biri agroekoloji. Doğayla uyumlu üretimi, toprak sağlığını, biyolojik çeşitliliği, suyun korunmasını, yerel bilgiyi ve küçük üreticiyi merkeze alan agroekoloji uzun süredir bilim dünyası ve sivil toplum tarafından iklim krizine karşı çözüm alanlarından biri olarak gösteriliyor. Ancak COP müzakerelerinde aynı hızla ilerlediğini söylemek mümkün değil.
Tarım COP masasına nasıl girdi?
Bir tarafta agroekolojinin iklim çözümleri arasında açık biçimde tanınmasını isteyen ülkeler, bilim insanları ve sivil toplum kuruluşları var. Diğer tarafta ise tarımsal dönüşümün belirli bir üretim modeli üzerinden tanımlanmasına mesafeli yaklaşan, ülkelerin kendi koşullarına göre farklı teknolojileri ve yöntemleri seçmesine imkân veren daha geniş bir çerçeveyi savunanlar.
Dört yıl sonra aynı tartışma bu kez Antalya’ya taşınacak.
Bugünkü tartışmanın yolu aslında 2017’de Bonn’da yapılan COP23’ten geçiyor. Burada kabul edilen Koronivia Joint Work on Agriculture, tarımı Birleşmiş Milletler iklim müzakerelerinde kalıcı bir çalışma alanına taşıdı. Toprak sağlığından su yönetimine, hayvancılıktan adaptasyona, gıda güvenliğinden çiftçilerin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığına kadar birçok konu müzakere sürecine dahil edildi.








