Tarımda planlama yapılırken su, en kritik referans noktasıdır ve üretim planlamasında mutlaka hesaba katılmalıdır. Pazarda talep gören, kaliteli ve ekonomik değeri yüksek ürünler de bu planlamanın temel unsurları arasında yer alır.
Ancak en az bunlar kadar önemli bir başka unsur daha vardır; mikroklima.
Atmosferin sunduğu doğal avantajlardan faydalanmak kadar, atmosferin etkilerini doğru yönetmek de şarttır. Ülkemizin her bölgesinde kendine özgü mikroklima alanları mevcuttur. Manisa’nın yanı başında yer alan Aşağı Çobanisa, Yukarı Çobanisa, Karaoğlanlı, Uncubozköy ve Sancaklıbozköy bu alanların başında gelir ve erkenci kiraz yetiştiriciliği açısından oldukça özel bir konuma sahiptir.
Ne var ki bugün ülkemizde bağ, kiraz, erik, kayısı ve narenciye gibi ürünlerde, sabit tesislerde ve geleneksel pazarda doygunluğa ulaşmış standart çeşitlerle üretime devam ediyoruz. Bağcılıkta bunun en belirgin örneği Sultani Çekirdeksiz Üzümdür. Aynı üretim alanında, hatta aynı bağ tesisi içerisinde bile farklı genetik ve fizyolojik özelliklere sahip onlarca omca bulunabilmektedir. Kurutmalık üzüm üretiminde bu durum büyük bir sorun yaratmazken, sofralık üzümde tablo tamamen değişmektedir. Çünkü sofralık üzümde Brix (şeker) değerleri, salkım yapısı, tane özellikleri, nakliyeye dayanıklılık ve raf ömrü gibi kriterler hayati önem taşır. Ancak aynı çeşit içerisinde dahi bu özellikler bakımından ciddi farklılıklar görülmektedir.
Kiraz bahçelerinde de durum farksızdır. Başta Salihli olmak üzere geniş üretim alanları standart çeşitlerle kaplıdır. Üstelik aynı bahçe içerisinde bile homojen bir ürün kalitesi elde edilememektedir. Meyve iriliği, aroma, lojistik dayanıklılık ve raf ömrü açısından belirgin nitelik farkları bulunmaktadır. Bahçelerin büyük bölümü mevsim ortasında hasat edilen çeşitlerden oluştuğu için, erkenci ve geççi çeşitlerin sağladığı pazar ve fiyat avantajlarından yeterince yararlanılamamaktadır.
Bu tablo açık bir planlama sorunudur ve acilen iyileştirici adımlar atılmalıdır.
Peki, yeni pazarların talep ettiği, homojen ürün veren, tescilli ve patentli çeşitlerle neden yeni bahçeler kurulamıyor? Üreticilerle yapılan görüşmeler, bu durumun arkasındaki temel engelleri net bir şekilde ortaya koymaktadır:
Yeni, erkenci ve patentli çeşitlerle kurulacak bir bahçenin ekonomik anlamda verime geçmesi 5 ila 7 yıllık bir süreç gerektirmektedir. Üreticiler, bu bahçelerin orta vadede kendilerine yüksek kazanç sağlayacağını öngörseler de bu yatırımı karşılayacak öz kaynağa sahip değillerdir. Mevcut zirai kredi sistemi ise bu tür uzun vadeli yatırımları finanse edecek esnekliği ve koşulları sağlayamamaktadır.
Bu tesislerin kurulabileceği mikroklima alanlarının önemli bir kısmı, verimli ve tarımsal açıdan son derece değerli arazilerdir. Tarım ve Orman Bakanlığının ilgili birimlerinden bu alanlarda yeni tesis kurulumu için gerekli izinlerin alınmasında ciddi aksamalar yaşanmaktadır.








