Karadeniz’de fındıkta yüksek rekolte beklentisi üreticinin yüzünü güldürürken, artan üretim maliyetleri nedeniyle gözler TMO’nun açıklayacağı alım fiyatına çevrildi. Üreticiler, gübre, mazot, ilaç ve işçilik giderlerindeki büyük artış dikkate alınarak kilogram başına 300 liranın altında belirlenecek bir fiyatın emeklerini karşılamayacağını ve sektörü olumsuz etkileyeceğini belirtiyor.
Karadeniz’de önümüzdeki ay başlayacak olan fındık hasadı öncesi üreticilerin gözü Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) açıklayacağı alım fiyatına çevrildi. Bölgenin önemli üretim merkezlerinden gelen değerlendirmelerde, bu yıl iklim koşullarının genel olarak verimi artırdığı, kahverengi kokarcaya karşı yürütülen mücadelenin olumlu sonuç verdiği ve birçok bölgede son yılların en yüksek rekoltelerinden birinin beklendiği ifade ediliyor. Ancak artan gübre, mazot, ilaç, işçilik ve diğer tarımsal girdi maliyetlerinin üreticinin yükünü önemli ölçüde artırdığına dikkat çekilirken, fındıkta kilogram başına 300 liranın altında açıklanacak bir alım fiyatının üreticiyi mağdur edeceği ve üretimin sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyeceği görüşü öne çıkıyor. Üreticiler, TMO’nun yalnızca fiyat açıklamakla kalmayıp alım sürecini sezon boyunca sürdürerek piyasayı düzenleyici rolünü devam ettirmesini isterken, böylece serbest piyasada fiyatların düşmesinin önüne geçilebileceğini vurguluyor. Bazı sahil kesimlerinde döllenme yetersizliği ve hastalık kaynaklı kalite kayıpları yaşansa da genel tabloda Türkiye’nin fındık üretiminde yüksek verimli bir sezon geçirmesi bekleniyor. Hasat öncesi Ekonomi Karadeniz Gazetesine konuşan Karadeniz Bölgesi Ziraat Odaları Başkanlarının görüşleri şöyle
TMO 300 liranın altında bir fiyat açıklamamalı
Düzce Ziraat Odası Başkanı Murat Ay, “ Düzce genelinde bu yıl fındık rekoltesi son derece sevindirici bir seviyede. Geçtiğimiz yıl üreticilerimizi ciddi şekilde tehdit eden kahverengi kokarca zararlısına karşı bu yıl köy köy dolaşarak yürüttüğümüz bilgilendirme çalışmaları ve çiftçilerimizin gösterdiği yüksek hassasiyet sayesinde verilen titiz mücadele büyük ölçüde başarıya ulaştı. Bu tehdidin etkisi önemli ölçüde kırılmış durumda. Öte yandan, bu yıl iklim şartlarının da elverişli seyretmesi yalnızca fındıkta değil, bölgemizde yetiştirilen tüm tarımsal ürünlerde verimi artırdı. Ayçiçeğinden mısıra, buğdaydan çeltiğe kadar hemen her üründe üreticimizin yüzünü güldüren bir tablo var. Özellikle Düzce’de bu yıl ilk kez ciddi ölçüde ayçiçeği ekimi gerçekleştirildi ve üreticilerimiz oldukça verimli bir sezon geçiriyor. Bu durum, ilimizde ürün çeşitliliğinin artması ve tarımsal üretimin güçlenmesi açısından son derece sevindiricidir. Fındıkta ise belki de son yılların hatta bugüne kadarki en yüksek rekoltelerinden biriyle karşı karşıya kalabiliriz. Ancak üreticimizin bu sevincini tamamlayacak en önemli unsur, devletimizin açıklayacağı alım fiyatları olacaktır. Düzce, fındık üretimi açısından olduğu kadar mısır ve ayçiçeği üretiminde de önemli bir potansiyele sahiptir. Son bir yılda gübre, ilaç, işçilik, akaryakıt ve diğer tarımsal girdilerde yaşanan neredeyse yüzde yüze varan maliyet artışları dikkate alındığında, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin bu yıl fındık için kilogram başına 300 liranın altında bir fiyat açıklamaması gerektiğine inanıyoruz. 300 liranın altında açıklanacak bir fındık fiyatının üretici tarafından kabul edilmesi mümkün değildir. Böyle bir rakam, çiftçimizin emeğinin karşılığını alamaması, zarar etmesi ve uzun vadede üretimden çekilmesi anlamına gelir. Üreticimizin üretmeye devam edebilmesi, alın terinin karşılığını alabilmesi ve fındık tarımının sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için en az 300 liralık alım fiyatının açıklanması büyük önem taşımaktadır.
Düşük rakamla tarımda sürdürülebilirliği konuşamayız
Giresun Ziraat Odası Başkanı Nurittin Karan,” Bu yıl, fındıkta çok güzel ürün var. Önceki sene ağır bir zirai don afeti yaşandı ve belli kesimlerde fındık hiç olmadı. Fakat şimdi iyi bir verim bekliyoruz. Türkiye rekoltesi, 650 ile 750 bin ton arasında gerçekleşebilir. Bu yıl bölgemizde sahil kol biraz daha zayıf, yüksek kesimler daha iyi yani geçen sene dona maruz kalan yerlerde fındık verimi daha iyi gözüküyor. Ama gelen zamlardan dolayı maliyetler çok yükseldi. Geçen yıl 50 kilogramını 650 liraya aldığımız gübreyi bu yıl 1250-1300 bandında alabildik. İşçilik, patoz, yakıt, mazot gibi girdi maliyetlerinde yüzde 50-60 gibi ciddi manada bir artış var. İşçilikte öyle onların yevmiyeleri de yüzde 50 zamlı gibi gözüküyor. Oda olarak 10 dekarda bir hesap yaptık. Yaklaşık kilogram başından 100 kilo ortalama Türkiye ortalamasını ele aldığımızda 230-240 lira bir maliyet çıkıyor. Bunun üzerine de bir refah payı koyduğumuzda, 300 liranın altında bir fiyatın sürdürülebilir olmadığını düşünüyoruz. Yani çiftçi biraz kar etsin mantığıyla bakıyoruz. 300 lira altında bir fiyat olursa tarımda sürdürülebilirliği konuşmak zorlaşacak gibi gözüküyor. Toprak Mahsulleri Ofisi hızlı bir şekilde arz fazlasını çekip depolara alabilirse, tabii ödeme koşulu da önemli. Uzun süre verirse, bu da üretici açısından, pazar hızı fındık ineceği anlamına gelir. İşte bunları düzeltebilir, organize edebilirsek, iyi bir sezon bekliyoruz. Ama verim açısından iyiyiz ve üretimde sıkıntı yok. Bazı bölgelerde böceklenme konusunda bir takım endişeler var. Bu yıl boş fındık çok olur. 2024 yılında da bunu yaşamıştık. Sahil kesimde kokarca ciddi manada hasar veriyor. Net olarak onu da fındık çuvala girdiğinde anlayacağız. Bu arada TMO’nun alımını yılsonu itibarıyla noktalamayıp devam ettirmesini isteriz. Ama bunu yaparken de enflasyonist bir ortamda olduğumuz için kademeli bir fiyat uygulamasıyla devam ettirmesi önemli. Yani 2026 ağustostaki fiyatla 2027 Mayıs ayındaki fiyat aynı olursa, üreticinin aleyhine gerçekleşmiş oluyor. İki ayda bir fiyatı güncellerse, piyasayı da yukarıya doğru taşıyabileceğini düşünüyoruz.









