Enzimler, faydalı bakteriler ve mikroorganizmalar, gübreden yeme, pestisitten gıda sanayisine kadar tarımın geleceğini yeniden şekillendiriyor. Türkiye’de bugün 4 milyar euro’luk büyüklüğe ulaşan biyoçözümler ekonomisi, doğru politikalarla 2035’te 10.8 milyar euro’yu aşabilir. Ancak bunun için bürokrasi, teknolojinin hızına yetişmeli…
Tarımda kronik sorunları konuşurken genellikle aynı başlıkların etrafında dönüp duruyoruz. Yüksek gübre fiyatları, yem hammaddesinde dışa bağımlılık, kuraklık ve su stresi, azalan toprak verimliliği, kontrol edilemeyen kimyasal pestisit kullanımı, gıda kaybı ve israfı…
Listeyi uzatmak mümkün.
Peki tüm bu sorunlara farklı biyoteknolojik gelişmeler ışığında çözüm üretebilmek mümkün mü?
Evet, mümkün…
Ama söz konusu alternatif çözümler ne kamuoyunda yeterince konuşuluyor ne de tarım ve sanayi politikalarının merkezinde yer alıyor. Söz konusu fırsat alanını “biyoçözümler ekonomisi” olarak özetleyebiliriz.
Belki kulağınıza biraz teknik ve soyut bir konu gibi gelebilir ama gelmesin. Mesele oldukça somut.
Zira burada yaşamın en temel yapıtaşları olan enzimlerin, faydalı bakterilerin, mayaların ve diğer mikroorganizmaların ticari bir güce, yani biyoçözümlere dönüştüğü yepyeni bir ekonomik motordan söz ediyoruz.
Toprağın besin maddelerinden daha iyi yararlanmasını sağlayan mikrobiyal ürünler, kimyasal girdilere alternatif biyolojik gübreler, hayvanların yemi daha iyi değerlendirmesine yardımcı olan yem enzimleri, gıdanın raf ömrünü uzatan fermantasyon teknolojileri bu alanın parçalarını oluşturuyor.
Yani laboratuvarda başlayan ve sonrasında tarlaya, ahıra, gıda sanayisine, market rafına ve tüketicinin sofrasına kadar uzanan geniş bir değer zincirinden bahsediyoruz. O yüzden son dönemde okuduğum en heyecan verici raporlardan birisini sizlerle paylaşmak istedim.
Amsterdam Veri Topluluğu (ADC) tarafından yayımlanan “Biyoçözümlerin Değeri: 2035’e Doğru Büyüme ve Refah” başlıklı raporun Türkiye baskısından bahsediyorum.
Geçen ay yayımlanan ve benim bir türlü üzerine yazma fırsatı bulamadığım bu rapor, biyoekonominin artık bir laboratuvar çalışması olmaktan çıktığını net şekilde ortaya koyuyor.
Dünya, trilyon euro’luk dönüşümün eşiğinde
Biyoçözümlerin küresel çıktı değerinin 313 milyar euro olduğu tahmin ediliyor. Mikroplar ve enzimlerle öne çıkan biyoçözümler endüstrisi bugün küresel ölçekte 1.84 milyon kişiye istihdam sağlıyor.
Ve sıkı durun, biyoçözümlere yönelik üretimin küresel ekonomik ayak izinin 2035 yılına kadar iki kattan fazla artarak yaklaşık 778 milyar euro seviyesine ulaşması bekleniyor. Hatta yüksek büyüme senaryosunda bu değer 877 milyar euroya kadar ulaşabilir.
Türkiye bu fotoğrafın neresinde?
Rapora göre, Türkiye’de biyoçözümlerin mevcut ekonomik ayak izi yaklaşık 4 milyar euro. Bunun 1.8 milyar eurosu doğrudan üretimden, 2.2 milyar eurosu ise tarım, gıda, ticaret, taşımacılık ve diğer bağlantılı sektörlerde oluşan dolaylı ekonomik faaliyetten geliyor.
Bugün itibarıyla sektörün Türkiye’de doğrudan ve dolaylı olarak 28 bin 100 kişiye istihdam sağladığı tahmin ediliyor. Doğru ve destekleyici politikaların uygulanması halinde ise sektörün toplam ekonomik büyüklüğünün 2035 yılında 10.8 milyar euroya, istihdamın da 75 bin 300 kişiye çıkabileceği öngörülüyor.







