Geçtiğimiz günlerde Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün, bitki koruma ürünlerinin reçeteli satışıyla ilgili düzenlediği toplantıya zirai ilaç bayisi olarak katıldım. Toplantıda anlatılanlardan, Bakanlığın temel hedefinin tarım ürünlerinde izlenebilirliği artırmak, pestisit kullanımını azaltmak ve iç tüketim ile ihracatta kalıntısız üretimi yaygınlaştırmak olduğu açıkça görülüyordu. Bu hedef son derece doğru ve gereklidir.
Türkiye’de bitki koruma ürünleri sistemi uzun yıllardır büyük ölçüde zirai ilaç bayileri üzerinden yürütülmektedir. Bu model üreticinin ilaca erişimini sağlamış olsa da günümüz tarımının beklentileri artık yalnızca ilaç temini değildir. İhracat pazarları düşük kalıntılı, çevreye duyarlı ve izlenebilir üretim istemektedir. Dolayısıyla amaç daha fazla ilaç satmak değil, bitkiyi mümkün olan en az kimyasal kullanarak sağlıklı şekilde korumak olmalıdır.
Türkiye’de tarım ilacı pazarı ekonomik olarak çok büyük değildir. Buna karşılık bayi sayısı oldukça fazladır. Bu nedenle yalnızca kimyasal ilaç satışına dayalı ticari modelin uzun vadede sürdürülebilirliği zayıflamaktadır. Geleceğin bayisi; sadece pestisit satan bir işletme değil, üreticiye sezon boyunca teknik destek veren, dijital kayıt tutan, biyolojik mücadele ürünleri sağlayan ve Entegre Zararlı Yönetimi (Integrated Pest Management – IPM) uygulamalarına katkı sunan bir bitki sağlığı merkezi olmalıdır.
Ancak toplantıda tanıtılan uygulamanın bu dönüşümü tam olarak sağlayamadığı izlenimi oluştu. Sistem; reçete yazan bitki koruma uzmanını, bağımsız teknik danışmanı ve ticari satış yapan bayiyi net biçimde birbirinden ayırmıyor. Oysa üreticiyi sezon boyunca takip edecek, hastalık ve zararlıları ekonomik zarar eşiğine göre değerlendirecek, mücadele kararını bilimsel esaslarla verecek bağımsız teknik danışmanlık mekanizması sistemin merkezinde yer almalıdır.
Bunun yanında, ziraat mühendisliği mesleği içinde de uzmanlaşma esas alınmalıdır. Günümüzde tek bir ziraat mühendisinin bitkisel üretimden bitki korumaya, reçete yazımından ilaç satışına kadar tüm alanlarda aynı yetkinlikte olması beklenemez. Tarım giderek daha teknik ve daha bilgi yoğun bir yapıya dönüşmektedir.
Bu nedenle sistem üç temel uzmanlık alanı üzerine kurulmalıdır:
Birincisi, yetiştiricilik konusunda uzmanlaşmış ziraat mühendisleri olmalıdır. Bu mühendisler bitkinin yetiştirilmesi, toprak yönetimi, sulama, gübreleme, budama, bitki besleme, verim ve kalite yönetimi konularında üreticiye sezon boyunca teknik danışmanlık vermelidir.
İkincisi, bitki koruma konusunda uzmanlaşmış ve reçete yazma yetkisine sahip ziraat mühendisleri bulunmalıdır. Bunlar; hastalık ve zararlıları teşhis etmeli, ekonomik zarar eşiğini değerlendirmeli, Entegre Zararlı Yönetimini (EZY) ile biyolojik ve biyoteknik mücadele yöntemlerini önceliklendirmeli, kimyasal mücadeleye yalnızca gerekli olduğunda karar vermelidir.







