Çoğu şehir manzarası modernleşme, inşaat, iklim değişikliği ve nüfus baskısı altında bambaşka kimliklere bürünüyor. Ancak dünyadaki bazı örnekler bize “zamanda donmuş peyzajların” değerini hatırlatıyor.
Sabah yürüyüş rotamda yıllar içinde (son 7-8 senede), “Ah şu köşedeki incir ve önündeki süsenler tam tabloluk” dedim, hop greyderle düz edildi. “Oh doğal nergisler ve sümbüllerle dolu çayır çimen” dedim yandaki inşaatın istif sahası oldu. “Şu köşede endemikler var” dedim, üzerine eski kanepe kakızlanmış buldum.
Bu durum sadece buraya has değil tabii. İnsan geçen her yer tarumar oluyor. Gel gör ki bazı medeni ülkeler peyzajını korumayı biliyor. Mesela İngiltere’nin en çok resmedilen manzaralarından biri, Thames Nehri’ne bakan Richmond Hill. 19. yüzyılın büyük ressamı J.M.W. Turner, bu manzaraya defalarca geri dönmüş, ışığın gün içindeki değişimini, suyun yansımalarını, ufkun hafif sisle karışan tonlarını tuvaline aktarmış. Bugün Londra’nın kalabalık ritmi içinde şaşırtıcı bir sakinlikle ayakta duran bu bakış açısının farklı bir özelliği daha var: Turner’ın tablolarıyla halkın ve aristokrasinin belleğine kazınan Richmond manzarası, 1902’de çıkarılan özel bir yasa ile korunmaya alınmış. Böylece İngiltere tarihinde ilk kez bir manzara, resimlerin ilham kaynağı olması sebebiyle “hukuken” sabitlenmiş! Olaya bak. Kimden öğrendim?
İstanbul’da yaşarlarken hem eski komşum hem iş arkadaşım olan, Ankara anlaşması ile Londra’ya yerleşen Richmond muhtarı Burak Işık’tan. Son seyahatimizde yaşadıkları Richmond’u bize gezdirirken anlattı.
Turner’ın tabloları yalnızca estetik bir haz sunmakla kalmıyordu; aynı zamanda “Bu manzara kıymetlidir” mesajını yayıyordu. Ressamın gözüyle kayda geçen doğa parçaları, halkın kolektif belleğinde yer edinince politikacılar için de korunması gereken bir mirasa dönüştü. Bir tablo, doğayı korumanın bahanesi ve belgesi haline gelebiliyordu. Manzarayı estetik bir obje olmaktan çıkarıp kültürel bir varlık olarak sahiplenmek, aslında modern çevre koruma anlayışının da öncülerinden biri.
Tablolar ormanın değerini vurguladı
Richmond, sanatın doğayı korumaya nasıl ilham verdiğinin yalnızca bir örneği. İşte başka bir örnek daha: Fransa’da Barbizon Okulu ressamları, 19. yüzyılda Paris yakınlarındaki Fontainebleau Ormanı’nda doğayı resmetmek için toplandılar. Yaptıkları tablolar, ormanın değerini vurguladı ve devletin ormanı “ressamların atölyesi” olarak koruma altına almasına yol açtı.





