2005-2016 arasında 6 kilo olan makarna tüketiminin 7.5 kilo seviyelerine çıkması sürpriz değil. TÜİK verilerine göre nüfusun yüzde 40’ı iki günde bir et, tavuk veya balık içeren bir yemek tüketme imkanına sahip değil. Pahalılık nedeniyle evde yemek yeme eğilimindeki artış da etkili.
Geçen hafta dikkatimi çeken haberlerden biri Türkiye’deki makarna tüketiminin seyri ile ilgiliydi. Makarna Üreticileri ve Sanayicileri Derneği’nin (MÜSAD) verilerine göre; 2024’te kişi başına tüketim 7.3 kilogram olmuştu. Ama bu durum yeni değildi. Dikkatimi asıl çeken durum, 2005-2016 arasında 6 kilogram civarında seyrederken, 7-7.5 kilogram aralığına çıkmasıydı. Tam da ekonomik koşulların zorlaşmaya başladığı bir dönemde kişi başına makarna tüketiminin yeni bir kulvara girmesi sürpriz değil. Bu ortalamaların 2012’den itibaren yaklaşık 3 milyon sığınmacının dahil edilerek alındığını da not edelim.
Gelişmiş ülkelerden Almanya’da 1.9 kilo, Fransa’da 1.1 kilo, Britanya’da 3.9 kilo kişi başına tüketim miktarı olduğu ölçülmüş. İtalya istisna: 23 kilo.
Makarna önemli bir kalori kaynağı. Türkiye’de ekonomik koşullar iyileşiyor olsaydı kişi başına tüketim miktarının da gerilemesi beklenirdi. Ama maddi yoksunluk nedeniyle günde en az bir kere et, tavuk veya balık içeren yemek yiyemeyen çocukların yüzde 63.1’inin yoksul olması tablosu eklenince makarnanın yeri anlaşılıyor.
TÜİK’in verilerine göre, 2024’te ortanca gelirin yüzde 60’ının altında geliri olanların iki günde bir et, tavuk veya balık içeren yemek masrafını karşılayabilme oranı sadece yüzde 31.6. Yani, bu gelir grubunda üçte ikilik bir kitle karşılayamıyor. Tüm gelir gruplarını içeren durum ise yine pek iç açıcı değil; toplumun yüzde 39.3’ü karşılayamıyor. Tahıl ve makarna başköşede.
Son 10 yılda 7-7.5 kiloluk yıllık kişi başı tüketim patikasına çıkan makarna pazarında nasıl bir görünüm var?
Salçalı mı soslu mu?
Piyasa uzmanları en ucuz segment olan ve ‘private label’ olarak adlandırılan perakendecilerin markalarına özel ürettirdikleri makarnaların piyasada yüzde 40’a yakın bir pazar hacmine sahip olduğunu, bunun pek değişmediğini vurguluyor. Bu ürünler yarım kilosu 15-20 TL bandında satılırken, orta segment ürünlerin 30 TL, üst segment ürünlerin de 50 TL bandında satıldığı gözleniyor.
2015 sonrasında tüketim artarken, bir başka gelişmeye de işaret ediliyor; pandemi sonrasındaki ‘zincirden boşanmış’ gibi yükselen tüketimden farklı olarak, reel gelirdeki erime ve geçim zorluğu koşulları özellikle orta sınıf ve beyaz yakalıların kendi bütçelerinin harcama tahsisinde ‘minimal kalite artışı’ biçiminde bir eğilim belirmiş. Örneğin eskisi gibi haftanın belli günlerinde dışarıda yemeğe çıkamayacağını düşünenler, evde yeme frekanslarını artırıyor. Bunda da bir üst basamak yemek içeriği ya da ürüne ikame başlıyor.





