Antep fıstığı yüzyıllar boyunca Gaziantep’i tanımladı. Bugün de Türkiye’nin gastronomi başkentinin en değerli malzemesi ve şehrin efsanevi baklavasının ardındaki sır olmayı sürdürüyor. BBC Travel’dan Jen Rose Smith antep fıstığının şehre nasıl damga vurduğunu yazdı.
Yaz sonuna doğru, Gaziantepli fırıncılar mutfaklarını bırakıp ülkenin güneşten kavrulmuş güneydoğu ovalarını süsleyen fıstık bahçelerinde dolaşırlar.
Şehirde “yeşil altın” olarak bilinen bu değerli ürün, sadece ekonomik bir nimet değil. Türkiye’nin gastronomi başkentinin en önemli malzemesi ve Gaziantep’in sevilen bir sembolü.
Genellikle Eylül’de hasat edilse de bazı fıstıklar yaklaşık bir ay önce, henüz küçük ve zümrüt renkli meyvelerken elle toplanır.
Gaziantep mutfağını anlatan A Taste of Sun and Fire (Güneşin ve Ateşin Tadı) kitabının editörü Aylin Öney Tan, “Fırın sahipleri tüm ağaçları dolaşır, giderken tadım yaparlar. Hasat neredeyse hazır olduğunda, bir bahçenin tamamını yerinde satın alırlar” diyor.
Bunun nedeni, olağanüstü lezzetiyle bilinen erken sezon fıstıklarının, Gaziantep’i tatlı tutkunları için bir ziyaret noktasına dönüştüren katmer ve baklava gibi tatlılar için vazgeçilmez olması.
Antepliler için bu lezzetler tatlı ikramından çok daha fazlası; dünyanın en eski yerleşim alanlarından birinde yaşamın hayati bir parçası olma özelliğinde.

Gaziantep Üniversitesi’nde gastronomi ve kültür üzerine çalışan Doç. Hatice Pekmez, ofisinde Türk çayı eşliğinde buluştuğumuzda, “Tatlılar burada tatlının ötesine geçer, neredeyse tüm dönüm noktalarımızı işaret eder” diyor.







