Türk mutfağı, Orta Asya’nın uçsuz bucaksız bozkırlarından Anadolu’nun bereketli topraklarına uzanan devasa bir tarih, göç ve kültür mirasıdır. Göçebe kültürün pratikliği ile yerleşik hayata geçişin getirdiği zenginliğin harmanlandığı bu kadim coğrafya, bugün dünya gastronomisinin en güçlü sacayaklarından birini oluşturur. Gelin; Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Doğu Türkistan’dan Tacikistan’a uzanan bu geniş coğrafyayı köşe bucak gezerek sofraları süsleyen en meşhur imza lezzetlere yakından bakalım.
Azerbaycan mutfağının tacı kabul edilen bu yemek, tam bir görsel şölendir. Safranla tatlandırılmış pirinç; kuzu eti, kestane ve kuru meyvelerle harmanlanır. Bu enfes karışım, içi yağlanmış lavaşların oluşturduğu bir zırhın içine sarılarak fırında dışı çıtır çıtır olana dek pişirilir.

UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan bu lezzet, dev kazanlarda özel sarı havuçlar, bol soğan, kuzu eti, kimyon ve nohutla pişirilir. Her tanesinde Orta Asya’nın misafirperverliğini barındırır.

Kazak kültürünün en prestijli milli yemeğidir. Kelime anlamı “beş parmak” olan ve geleneksel olarak elle yenen bu lezzet; özenle haşlanmış kırmızı etin, elde açılmış geniş ve ince hamur yaprakları üzerine dizilip bol soğanlı et suyu sosuyla buluşmasıyla sunulur.

Göçebe yaşamın pratikliğini yansıtan en eski Kırgız yemeklerindendir. Taze kuzu veya dana etinin, bol miktarda soğan ve patatesle birlikte kendi yağında ağır ağır kavrulmasıyla yapılır; etin kendi saf lezzetini ön plana çıkarır.

Çöl kültürünün mutfağa hediyesidir. İki kat ince hamur arasına bol sulu kıyma, kuyruk yağı ve soğan konularak hazırlanan bu Türkmen böreği, geleneksel olarak köz altındaki sıcak kuma gömülerek pişirilir.








