TİGEM’in 2023 yılında Crypto Carbon Energy firmasına sattığı 90 milyon liralık Antep fıstığının parası aradan geçen 3 yıla rağmen tahsil edilemedi. Banka teminatı yerine “kefalet senedi” ile yapılan satış, devletin milyonlarının göz göre göre buharlaşmasına neden oldu. Firma kayıp, para yok; bu vurguna kapı açan sorumlular hakkında da hiç bir işlem yapılmadı.
KURALLAR KİME, NEDEN ESNETİLDİ?
TİGEM mevcut yerleşik ihale mevzuatında, bankalardan alınan “kesin teminat mektubunu” şart koşuyor. Örneğin 7 Mayıs 2026’da yapılacak karkas dişi sığır eti satış ihalesi şartnamesine sigorta kefalet senetleri teminat olarak kabul edilemez hükmü konurken, ancak 2023 yılındaki bu karanlık ihalede, kurumun katı kuralları bir el tarafından esnetildi. Banka teminatı yerine, sahte olduğu ortaya çıkan “sigorta kefalet senedi” kabul edildi.
Yetkililer ‘Hukuken Uygun’ Demişti, Sonuç: 90 Milyonluk Hüsran!
Skandalın patlak verdiği 2024 yılında Tarımdan Haber’e konuşan TİGEM yetkilileri, banka teminatı yerine neden kefalet senedi alındığı yönündeki sorularımıza; “Kefalet senedi de banka teminat mektubu gibi hukuken uygundur ve geçerli bir teminattır” cevabını vermişlerdi. Ancak görüştüğümüz yetkililer hukuken uygundur savunması yaparken, Ceylanpınar Tarım İşletmesinin kefalet senedi ile satış işleminin yapılması için hem Mali İşler Dairesi’nden hem de TİGEM hukuk dairesinden görüş istemesi sanki sonradan yaşanacaklara bir zemin hazırlama olarak değerlendirilmişti.
Şimdi kamuoyu şu soruların cevabını bekliyor:
1) Karanlık ihaleyi savunmak için 2024 yılında görüştüğümüz TİGEM yetkilileri, kefalet senedini hukuken kabul etmeme gibi bir haklarının olmadığını savunurken, peki bugün kurumun yaptığı ihale şartnamelerine özellikle ‘Sigorta kefalet senetleri teminat olarak kabul edilmez’ ibaresini nasıl koyabiliyorlar?
2) Milyonluk Antep fıstıkları, hiçbir mal varlığı bulunmayan bir firmaya hangi “güvence” ile teslim edildi?
FİRMA PARAVAN, SENET SAHTE, PEKİ YA SORUMLULAR?
Kurum için yapılan soruşturmalarda sorumlular hakkında kamuoyuna yansıyan bir yaptırım olmazken, firmaya yönelik açılan mahkemenin de “boş bir kabuk” üzerine kurulduğu kaydediliyor. Firmanın üzerinde hiçbir mal varlığının bulunmadığı, TİGEM mahkemeyi kazansa dahi parayı tahsil etmesinin mümkün olmadığı vurgulanıyor. 90 milyon lira bugünkü değerle devasa bir kamu zararına dönüşürken, ihalenin altında imzası bulunan yetkililerin görevlerine hala devam etmesi, “koruma kalkanı mı var?” sorusunu akıllara getiriyor.






