Tarımsal desteklerin büyük ölçüde üretim artışına odaklandığını vurgulayan Dünya Bankası Tarım Ekonomisti Bora Sürmeli, aynı çizgide ısrar etmenin iklim değişikliği, kaynakların sınırlılığı ve sağlıksız beslenmeyle birlikte ‘gizli maliyetleri’ büyüttüğünü kaydetti. Sürmeli, “Devletler tarım ve gıda sektörüne yılda yaklaşık 650 milyar dolar aktarıyor. Bulgularımız, verilen 1 dolar desteğin yalnızca 35 sentinin doğrudan üretim artışı ve verimliliğe yansıdığını gösteriyor” dedi.
Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası (TÜGİS) ve Sürdürülebilirlik Akademisi’nin iş birliğiyle düzenlenen 11. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi’nin konuşmacılarından Dünya Bankası Tarım Ekonomisti Bora Sürmeli, tarım destekleri konusunda çarpıcı bulgular paylaştı.

“Verilen 1 dolar desteğin sadece 35 senti, üretim ve verimliliğe yansıyor”
Zirve kapsamında düzenlenen “Yatırım Ufukları: Sürdürülebilir Gıdada Finansmanın Geleceği” oturumunda tarımsal desteklerin büyük ölçüde üretim artışına odaklandığını vurgulayan Bora Sürmeli, günümüzde aynı çizgide ısrar etmenin iklim değişikliği, kaynakların sınırlılığı ve sağlıksız beslenmeyle birlikte ‘gizli maliyetleri’ büyüttüğünü kaydetti.
Sürmeli, “Devletler tarım ve gıda sektörüne yılda yaklaşık 650 milyar dolar aktarıyor. Bu tutar son 20 yılda iki katına çıktı ama beklenen verimlilik ve istihdam artışını her zaman üretemiyoruz. Bulgularımız, verilen 1 dolar desteğin yalnızca 35 senti doğrudan üretim artışı ve verimliliğe yansıdığını gösteriyor. Asıl soru artık gıdayı ne kadar ürettiğimiz kadar, nasıl ürettiğimizdir. Suya ve toprağa gereken özeni göstermeden üretime devam edersek, bir noktadan sonra üretimi taşıyacak kaynaklarımız zayıflıyor” dedi.
“Aynı döngünün içinde dolanıp duruyoruz”
Destek politikalarının yönünün yeniden değerlendirilmesi ve sürdürülebilirlik, verimlilik ve dayanıklılık hedefleriyle uyumlu hale gelmesi gerektiğini belirten Sürmeli, şöyle devam etti:
“Doğrudan çiftçiye ödeme ya da yalnızca üretime dönük destekler, teknolojiyle, bilgiyle ve akıllı tarım uygulamalarıyla buluşmadığında verimlilik artışına yeterince dönüşmüyor; aynı döngünün içinde dönüp dolaşıyoruz.
Dünyada yaklaşık 500 milyon küçük ölçekli işletme küresel gıda ihtiyacının yaklaşık %80’ini karşılıyor. Önümüzdeki 10 yılda talebin %30 artacağı öngörülürken, bu işletmelerin üretime sağlıklı biçimde devam etmesini sağlayamazsak güvenli ve sürdürülebilir gıda arzını garanti altına alamayız. Geliştirdiğimiz ‘AgriConnect’ yaklaşımıyla değer zinciri içinde küçük çiftçiyi ve küçük işletmeleri güçlendirmeyi, dayanıklılığı artırmayı ve üretimin sürekliliğini güvence altına almayı hedefliyoruz.”

“Gıda israfını azaltmak; suyu, toprağı ve emeği korumaktır”
“Riskten Dayanıklılığa: Güçlü ve İstikrarlı Tedarik Zincirleri İnşa Etmek” oturumunda konuşan TÜGİS Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nevzat Artık ise gıda israfının iklim krizinin temel unsurlarından biri olduğunun altını çizdi.
“Üretimi sınırsız artırabileceğimiz bir dünyada yaşamıyoruz; tarım arazileri azalıyor, nüfus artıyor” diyen Artık, ekmek israfının bunun en görünür örneklerinden biri olduğunu söyledi. Artık, “Türkiye’de günde yaklaşık 4 milyon adet ekmek israf ediliyor, bu durum yıllık 2 milyon ton buğdayın dolaylı olarak boşa gitmesi anlamına geliyor. İsraf yalnızca evlerde değil, hizmet sektöründe de karşımıza çıkıyor. Özellikle toplu tüketim ve turizm bölgelerinde dikkatli olunması gerekiyor. Sonuçta gıda israfını azaltmak, yalnızca ‘çöpü azaltmak’ değildir; suyu, toprağı ve emeği korumak, iklim risklerini yönetmek ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini güçlendirmek demektir” ifadelerini kullandı.
www.gidahatti.com/haber/27097376/tarim-destekleri-beklenen-uretim-artisini-saglamiyor





