Şemsiyesini diğerlerinin yanına yerleştiren Melih Bey, selam vererek yanlarına oturduğu arkadaşlarına:
– Yağmur aslında rahmet, ancak beklenenden fazla yağınca sanki bir afet yaşadık. Sizlerde doğrudan bir sıkıntı olmamıştır inşallah?.. Mehmet:
– Biz de bunu konuşuyorduk. Özellikle derelerin denize kavuştuğu kıyı bölgelerde ciddi sıkıntılar oluştu. Ancak, bizle ilgili bir sıkıntı yok hamdolsun… Mustafa:
– Önce İstanbul’u vuran ve ciddi zararlara sebebiyet veren afette, bölgemizde de bazı derelerin taşması ile hasar gören evler, yollar ve köprüler oldu. Cenab-ı Hakk, benzerinden ve özellikle de beterinden saklasın… Araya giren Selim:
– İstanbul’da bazı yerlerde metrekareye düşen 270 kilogram yağıştan bahsediliyor. Böyle bir durumun en son 84 sene önce görüldüğünden de. Bundan ne anlamalıyız?.. Melih Bey:
– Ülkemizin yağış ortalamasının yakın zamana kadar metrekareye yıllık 573,4 kg iken, içinde bulunduğumuz yıl 741,6 kg olmuş. İstanbul’un yıllık yağış ortalaması ise 659,4 kg. Bu durumda bir günde 270 hatta 300 kg yağışın ne demek olduğunu anlamak kolaylaşır. İstanbul’un kuzeydeki ilçelerine 270 kg yağış düşerken, mesela Bakırköy’e düşen yağış sadece 35 kg.
İşin bizi asıl ilgilendiren tarafı ise, bir kere sel olmuşsa on, yirmi ya da elli sene sonra yine olabileceği gerçeği. En son 9 Eylül 2009’da yaşanan ve İstanbul ile Tekirdağ’ı etkileyen sel felaketinde toplam 31 kişi hayatını kaybederken, Ayamama Deresi’nin taşması ile İstanbul’da İkitelli, Halkalı ve çevresinde birçok yeri su basmıştı. Ancak bu seferki, ondan çok daha kuvvetliydi… İhsan:
– Bu sefer de can kayıpları yaşandı maalesef. Bahsettiğiniz 2009’daki selde Ayamama Deresi taştı demiştiniz. Bu sefer de en çok Kağıthane Deresi çevresi etkilendi galiba?..
– Öyle gözüküyor. Bu, suyun aktığı doğal yatağını asla unutmayacağı; üzerine bina, yol veya altyapı yapılsa bile şiddetli yağışlarda veya taşkınlarda kendi güzergahını geri alacağını gösteriyor. Yani bir derenin suyunun azalması, hatta kurumasına aldanmamak ve buralarda sıkıntı yaşanmaması için ciddi tedbirler almak gerek.
Avrupa ülkelerinde oldukça geniş taşkın kanalları, yaygın. Bizde de benzerleri var. Ayamama, Kağıthane ve benzeri derelerin yatakları ile ilgili buna benzer tedbirlere ağırlık verilecektir herhalde. Bu arada su geçirmez beton ve asfalt yerine, özellikle sel riski olan yerlerde suyu toprağa aktarabilen beton ve asfalt döşenmesi de gündemde… Remzi:
– Can kayıpları yanında su basan evler, işyerleri, selde sürüklenen araçlar gibi ciddi zararlar da var. Bunların telafisi konusunda neler yapılacak acaba?..






