Eğer gözünüzü kulağınızı ekranlara veya sosyal medyaya kayarsanız, göreceğiniz, duyacağınız, bir avuç siyaset zümresinin ikbal için gündemini lekelemesidir. Oysa yetersiz bakiye, bireyleri çökertiyor.
Sevdiğim bir beyt vardır; “Neşve tahsil ettiğin sagar da senden gamlıdır / Bir dokun bin âh işit kase-i fağfurdan.” Anlamı; “Neşe aradığın o kadeh, aslında senden daha dertlidir. Bir dokun bin âh işitirsin o zarif kâseden.” Gelibolulu Mustafa Ali Efendi bizlere sanki 350 yıl öncesinden bu günlere sesleniyor.
Falçatalı tinercı ekonomi her birimizi çiziverdi
Otobüs kullanan biriyim. Bedava kartım var fakat inip çıkarken para yükleniyorum. Sebebi; otobüse binerken çok fazla “yetersiz bakiye” mesajı duymak… Sanki nakit akışımızı görmüş gibi…
Genelde öğrenci, dar gelirli, gariban, iş yorgunu kişilermiş… Sadece şirketler değil, bireyler de nakit akışı mağduru…
Nakit akışı; vücudun kan dolaşım sistemi gibidir. Dalyan gibi boyun olsa da kan kaybından ölebilirsin. Hatırlıyorum bir SAS komandosu; İstiklâl Caddesi’nde bir tinerci çocuğun falçatasıyla yaralanmış, 20 metre yürüyebilmiş ve yığılıp kalmıştı.
Şu anda ekonomi bizi, falçatalı tinerci gibi durdurmuş durumda…
Hayatın gerçeği; “yetersiz bakiye” iken ekranlarda, siyaset meydanlarında, sohbetlerde, yolda, izde, sokakta bize dayatılan; “CHP davası, kayyum…” Sayıları 6 bini bulan, yegâne derdi koltuk olan siyaset cemaati, “vatandaşın yetersiz bakiyesi” yerine, kendi “yeterli iktidar” ihtiraslarını konuşup duruyor.






