Zayıflama iğneleri, spor salonu kültürü ve sosyal medyanın körüklediği protein çılgınlığı, gıda devlerini milyarlarca euroluk yatırımlara yöneltti. Cipslerden içeceklere kadar her şey proteinle zenginleştiriliyor. Peki herkesin gerçekten daha fazla proteine ihtiyacı var mı?
Peynir altı suyu yüzyıllardır peynirciliğin yan ürünü olarak görülüp gübre ve hayvan yemi olarak kullanıldı. Hollanda’daki FrieslandCampina adlı süt ürünleri kooperatifinin küresel pazarlama direktörü Guus Aerts “Şimdiyse peynir, peynir altı suyunun yan ürünü olmaya başladı” diyor.
Protein çılgınlığı gıda endüstrisini baştan aşağı değiştiriyor. Süt kooperatifleri ve et işleyicileri gibi birçok şirket bir zamanlar ucuza sattıkları ham maddelerden çok değerli bileşenler elde ediyor. Gıda üreticileriyse tedarik rekabetinde. Protein iştahını görenler fabrikalara ve satın alım anlaşmalarına milyarlarca dolar yatırılıyor.
Beslenme bilimciler ise o kadar emin değil. Bilim insanlarına göre bazı gruplar protein tüketimini artırmaktan gerçekten fayda görse de ABD gibi ülkelerde protein eksikliği nadir. Üstelik tek bir temel besin maddesine aşırı odaklanmak diğer besinleri dışarıda bırakmaya yol açabiliyor.
Şirketler de beslenme alışkanlıklarındaki kalıcı değişim ile belli ürünlere yönelik geçici hevesi ayırt etmek durumunda. Firmalar yeni işleme tesislerine ve tedarik zincirlerine yatırım yaparken müşteriler proteinle zenginleştirilmiş patlamış mısırdan sıkılabilir. Ama Aerts protein çılgınlığının kalıcı olacağına inananlardan. Yaşananlar için “heves değil devrim” diyor.
Maksimum protein
Proteine yönelik talep on yıllardır artsa da son yıllarda ekstra ivme kazandı.
StoneX Avrupa, Orta Doğu ve Afrika süt ürünleri ve gıda danışmanı John Lancaster’a göre, “Üç aşamalı bir süreç söz konusu. Önce 2000’lerde spor salonu kültürünün yaygınlaşmasıyla peynir altı suyu proteinleri ve shake’ler moda oldu.” Asıl dönüm noktasının ise ikinci aşamada, zayıflama ilaçlarının çıkışıyla yaşandığını söylüyor. Araştırmalar bu ilaçların yağlar kadar kas kütlesini de azalttığını gösterdi. Lancaster, “İnsanlar ciddi kilo verirken kas kaybını minimize etmek adına ekstra proteine ihtiyaç duydu” diyor. Son olaraksa “Popüler kültür devreye girdi. Hale etkisiyle birlikte herkes daha fazla proteine ihtiyaç duyduğuna inanmaya başladı.”
ABD hükümeti de bu söylemi pekiştirdi. Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. ve Tarım Bakanı Brooke Rollins tarafından ocak ayında açıklanan beslenme kılavuzları, Amerikalıları her öğünde proteine öncelik vermeye çağırıyor ve vücut ağırlığındaki her kilogram başına 1.2 ila 1.6 gramlık günlük hedef belirliyor. Bu rakam çoktandır önerilen günlük 0.8 gramın yüzde 50 ila 100 üzerinde. ABD Ulusal Süt Üreticileri Federasyonu’na göre diyet ürün olduğundan geçmişte pek de cazip bulunmayan süzme peynirin ülkedeki satış hacmi 2024 ve 2025’te çift haneli büyüme kaydetti.
Büyükler tarif değiştirdi
Gıda üreticileri furyadan yararlanmak için tarif değiştirmeye başladı. PepsiCo sütte bulunan kazein adlı proteine yer verdiği proteinli Doritos’u piyasaya sürdü. İnternette spora yönelik beslenme ürünleri satan Myprotein ise Müller, Iceland ve Mars ile yaptığı ortaklıklar sayesinde süpermarket gıdaları pazarına girdi.
Tüketici araştırma şirketi NIQ’ye göre ABD’de “yüksek protein içerikli” olarak pazarlanan atıştırmalıkların birim satışı 28 Mart’a kadar olan bir yıllık dönemde yüzde 9.6 arttı. Aynı dönemde genel atıştırmalıklardaki artış ise yüzde 0.9’da kaldı.
İskandinavya’nın en büyük süt ürünleri imalatçısı Arla’nın pazarlama müdürü Jakob Knudsen sütün giderek daha büyük bir kısmının süzme peynir, İzlanda’ya özgü fermente süt ürünü “skyr” ve diğer proteinli ürünlerin yapımında kullanıldığını söylüyor. Ayrıca Avrupa pazarlarında skyr ve süzme peynir satışlarının son üç senede yıllık yüzde 33 ve yüzde 25 arttığını bildiriyor. Arla ekim ayında Almanya’daki skyr ve İsveç’teki süzme peynir üretimini artırmak için 63 milyon euro’luk yeni yatırım açıkladı.







