Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ: Üniversite Eğitimi Deprem Nedeniyle Uzaktan Eğitim İle Olmamalı. 7.8 Milyon Üniversiteli öğrencinin geleceğini heba etmeyelim

0
452

Cumhurbaşkanı tarafından yapılan açıklamada üniversitelerde uzaktan eğitime geçildiği ve üniversitelerin tatil edildiği açıklandı. Sanırım tatil ile online eğitim kastediliyor. Üniversiteler 24 saat açık araştırma ve eğitim kurumlarıdır. Kim bu öneriyi geliştirdi bilinmiyor, ancak Sayın Cumhurbaşkanı elindeki kâğıttan okuduğuna göre bir öneri getirilmiş. Ancak ülkenin en ciddi sorunu olan eğitimsizlik veya yetersiz eğitimden kaynaklanan cehalet nedeniyle bu sorunlar başımıza gelmiyor mu? Eğitim olmadan, bilim olmadan nasıl aşarız bu cehalet ve yetersiz organizasyon sorunlarını. Bütün doğanın en büyük felaket gücüne karşı bilim ve teknolojik bilgi ile baş edilebileceğini göstermektedir. Jeoloji, jeofizik ve inşaat mühendisliği bilgileri bir araya getirilerek sorun giderilebilir. Bilgi, bilim ve üretilen teknoloji ile doğanın yaratığı devasa deprem gücü ile bahşedilebileceği ispatlı. Jeoloji bilgisine uygun, fizik yasalarına ve mühendislik ilkelerine göre yapılan binaların (Kahramanmaraş İnşaat Mühendisleri odası binası yıkıntılar arasında sağlam kalmış) yıkılmadığı gerçeği ortada iken bilimin öğrenilmesi nasıl askıya alınır. Bu deprem Japonya’da olsaydı kaç kişi ölürdü?

Arama, kurtarmada yer alan yabancıların kullandığı ekipman, çalışma sistemi, planlamasını görünce EĞİTİMİN VE BECERİ KAZANMANIN önemi çok daha iyi anlaşılıyor. O zaman en çok ihtiyacımız olan nitelikten eğitimden vazgeçemeyiz. Depremzedelere barınacak yer her yerde bulunur. Ancak eğitim konusu aksatılamayacak kadar önemlidir. Tam tersine her koşul altında acılarımızla birlikte bilgi üreterek çare aramalıyız.

 

Üniversite ve Eğitime Devam Ederek Dayanışma Güçlendirilebilir.

Çözüm üniversitelerin eğitimini askıya almak değil, vatandaşı yaşam yerinde, iş yerinde tutmak olmalı. Bugünün koşuları ile Türkiye’deki öğrenci yurtlarının kullandığı oda sayısı kadar konteynır ve ısıtılmış çadırlar ile ihtiyaç giderilebilir. Bu karar hiç bir zorunluluk oluşturmuyor.

Deprem bölgesinde eğitimin bir süre online yapılması anlaşılabilir. Bu arada çoğu öğrenciler uzaktan eğitim için gerekli araç-gereçlere sahip değillerdir. Deprem bölgesinde çoğu öğrencinin evi hasar gördüğü için eğitimi uzaktan izlemeleri mümkün görülmemektedir. Pandemi döneminde çoğu öğrenci dersleri cep telefonundan takip etti fakat hiçbir öğrenmenin gerçekleşmediğini tüm eğitimciler tecrübe ettiler. Bu bağlamda ülke çapında eğitimin online olması ülkeye çok daha fazla zarar verecektir. Kaldı ki dünyada bu tür felaketlerde üniversite eğitimi aksatılmaz. Konuyu yetkililerin yeniden gözden geçirmesi gerekir.

 

Eğitimin Uzaktan Yapılmasından Önce Diğer İhtiyaçların Giderilmesinde Yarar Var

Önce enkaz altındaki insanlarımız kalksın, sonra ne yapılmalı konusunu hep beraber bütünlüklü olarak işlenecektir. Son 30 yılda depreme, sel felaketlerinden ders çıkarmış olmalıydık. 1999 depremi üzerinden geçen süreçte hiç ders almadık mı ki daha çok insanımız öldü. Konuyu tartışmaya açacaktım. Şu anda sorunun çözümünde öncelik üniversite eğitiminin online olması olmamalıydı. Bölgeden dün gece döndüm, bütün ev ve binalar oturulamayacak durumda. Barınma ihtiyacı çok yüksek ve ihtiyaç sahibi çok sayıda insan var ve daha da çoğalacaktır. Bunların geçici süreliğine yakın illere yönlendirmek doğru bir yaklaşım. Ancak Akdeniz kıyı şeridindeki oteller ve misafir haneler depremzedeler için yeterli olacaktır. Çünkü Türkiye’nin turizm yatak kapasitesinin yaklaşık 1.5 milyon kadar olduğu bilinmektedir. Öncelikle buralar değerlendirilmeli. Bunun için öğrenci yurtları kullanılacak diye üniversite eğitimi online’a dönmemeli. Pandemi sürecinde uzaktan eğitimin yetersiz kaldığı pandemi sonrası yeniden eğitim başladığında anladık. Ancak o zaman insanların ülke sathinde bir birine hastalık bulaştırmaması için uzaktan eğitim anlayışla karşılandı. Şimdiki durum çok farklı. Öyle bile olsa depremden etkilenen yurttaşlar bütün Türkiye’ye gidecek değildirler. Kaldı ki bu bölgenin insanı şu anda yakınlarının yanına ve/ya Mersin ve çevre illere doğru yöneliyorlar. Çünkü ortam düzeldiğinde hemen geri gelip işlerine güçlerine dönmeyi düşünüyorlar. Düşünmek zorundadırlar.

Türkiye’de yaklaşık 7.8 milyon yükseköğretim öğrencisi bulunmaktadır. Üniversitelerin örgün programlarında okuyan öğrenci sayısı 6 milyon. Kredi Yurtlar Kurumu yurtlarında kalan öğrenci sayısı 678 bin 763. Üniversite’de okuyan her 100 öğrenciden yüzde 10 kadarı yurtlarda kalmaktadır. Yurtların tamamını boşaltsak bile depremzedelerin ihtiyacını karşılamaz. Bunun için üniversite eğitimini uzaktan eğitime dönüştürmek milyonlarca gencin geleceğini tehlikeye düşürmeyelim.

Ayrıca eğitim kurumları aynı zamanda birer sosyal paylaşım ortamları olarak insanların dayanışma ortamları olarak görülmesi gerekir. Yaşanan bu travmalarda ancak dayanışma ve yardımlaşma ile kendilerini yaşama bağlayabilirler. Yalnızca bunun için eğitim kurumları açık tutulmalı. Lütfen kararı bir kez daha gözden geçirelim.

 

Geleceği Ancak Nitelikli Eğitimle Kurabiliriz

Türkiye’nin temel sorunu olan nitelikli eğitimi daha yüksek sesle belirtmemiz gerekir. İşini doğu yapmayan, bir şey olmaz diyen, demirden çimentodan kaçıran, zemini dikkate almadan inşaat yapan, yaptıran müteahhitlerin elinden yeniden depreme dayanıksız evler yapılır. Toplumun fen okuryazar temelli nitelikli bir eğitim ile bilimin öngörülerini benimseyen bir bilinçlendirme ve zihni dönüşümü sağlamamız gerekir. Ülke insanı jeoloji bilmeden, ekoloji bilmeden deprem bilinci gelişir mi? Yıkılan on binlerce bina için milyonlar ödeyenlerin hangisi bu bina depreme dayanaklı mı diye sordu? Bu insanlar geçekten erken dönemde yeterli bir deprem bilinci ve afet bilgisine sahip olsalardı sorgulamadan ev satın alırlar mıydı?

Tarih, coğrafya ve biyoloji bilgisi yeterli olsaydı bu yaşanan depremler, afetler ve arkasından ortaya çıkan yetersiz organizasyonlar yaşanır mıydı?

Bu deprem Japonya’da olsaydı bu kadar insan ölür müydü?

Japonlar enkazı ve süreci böyle yönetir miydi?

Güzelim tarihi Antakya, Maraş, Adıyaman, Malatya, Pazarcık ve İnsanlık tarihinin kalbi olan bölgelerdeki tarihi yerler yerle bir olur muydu?

Bizim gibi eğitimi yetersiz toplumların daha fazla ciddi sorunlar yaşamaması için eğitimin niteliği hızla arttırılmalı. Bütünlüklü bakış açısına sahip, analitik düşünen bir insan gücüne sahip olmamız gerekir. Açık açık hep birlikte konuşulmalı ve bir daha bu durumlara düşülmemeli.

Sürekli az gelişmiş bir ülke olma durumundan ne zaman kurtulacağız. Konuyu bütünlüklü olarak enkaz sonrasında konuşmamız gerekiyor. Bu defa daha açık ve net konuşalım. Sorun hepimizin canını yakıyor. Toplum olarak yaşanan deprem gerçeği ve arkasında yaşanan aksaklıkları konusunu bütünlüklü olarak işlememiz gerekiyor. Siyasiler dahil her yurttaşın ülkenin geleceği açısından ciddi bir analiz yapması gerekir.

Hiç böyle bir felaket öngörememiştim. Kahramanmaraş, Pazarcık ve köylerinde gördüğü yıkımlar ürpertici. Acımız çok büyük, halen enkaz altında çok yakınlarımız var. Ülkemizin başı sağ olsun. Acılarımızı ve yaşanan onca sorunların çözümü için hep berber akıl, bilim ve teknoloji becerisi ile geleceği kurmak zorundayız. Türkiye bu sorunu açık ve net konuşmalı ve nitelikli yaşama dönüşe kendini hazırlamalı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz