Türkiye’de her yıl 642 milyon ton verimli üst toprak kayboluyor. Toprağın bozulmasının en yaygın iki nedeni su ve rüzgar erozyonu. Ülke topraklarının yüzde 59’u erozyon riski altında. Bir diğer sorun da tuzluluk. Türkiye’de sulanan alanların yüzde 32,5’i tuzluluktan etkileniyor. İklim krizi, aşırı gübre kullanımı gibi nedenlerle toprakta asitleşme de artıyor. Büyük bölümü Karadeniz’de olmak üzere asidik toprakların yaklaşık 900 bin hektarı bulduğu tahmin ediliyor.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi Türkiye inşaat nedeniyle kaybedilen arazi sıralamasında Avrupa’da ilk sırada yer alıyor. Son altı yılda inşaata verilen alanın büyüklüğü 1860 kilometrekare. İstanbul’un Anadolu Yakası’ndan daha büyük bir alandan bahsediyoruz. Devasa bir alana beton dökmüşüz. Erozyonun götürmediği, asitleşme ve tuzlanma nedeniyle kaybetmediğimiz toprağı müteahhitlere veriyoruz.
Veriler Heinrich Böll Stiftung Derneği’nin hazırladığı Toprak Atlası’ndan. Hem Türkiye’nin hem de dünyanın hayatını borçlu olduğu toprakla verdiği sınav, yukarıda sıraladığım rakamlarla ortaya konuyor. Dünya çapında toprakların üçte biri bozulmuş durumda. Gıdaların yüzde 95’inin toprakta yetiştirildiğini unutmuş gibi davranıyoruz. Devasa toprak katmanının yüzeye yakın çok küçük bir kısmında tarım yaptığımızı düşünürsek, topraktaki değerli mineral ve organik maddeleri korumanın önemi daha da iyi anlaşılıyor.
Toprak Atlası’nın Murat Güvenç ve Funda Ferhanoğlu tarafından kaleme alınan İstanbul’la ilgili bölümü de ranta teslimiyetin matematiksel ifadesi gibi. İstanbul’da 2006-2021 yılları arasında 178 kilometrekarelik yeni geçirimsiz alan oluşmuş. Ülke çapında kaybedilen alanın onda biri İstanbul’da. 2006 yılında büyükşehrin yüzde 9,12’sini kaplayan geçirimsiz alan oranı 15 yılda yüzde 12,2’ye çıkmış. Betonlaşmadaki artış eski İstanbul’da nispeten zayıf ancak İstanbul Havalimanı ve üçüncü köprü yüzünden kentin Kuzey Ormanları’nın olduğu kuzeyinde ve Kanal İstanbul hattında yüksek. İstanbul’un su havzalarının yapılaşmaya açılmasını önlemek isteyenlerin, Boğaz’daki kaçak yapılaşmayı yıkanların, Gezi Parkı’nı savunanların ve Kanal İstanbul’a karşı çıkanların neden hapiste olduğunu da bu rakamlar açıklıyor.
Bir kenti betona boğmak, iklim kriziyle artan aşırı hava olaylarının felakete dönüşmesini kolaylaştırıyor. Betonlaşma yüzünden aşırı yağışlar su baskınlarına, sıcak hava dalgaları saunalara dönüşüyor.





