Bundan 10 gün sonra, 9 ve 10 Kasım’da Antalya’da Birleşmiş Milletler’in İklim Değişikliği Konferansı COP 31 yapılacak.
Bu konferanslar, eğer etkili kararlar da alınabilirse kuşkusuz çok önemli.
İklim değişimi veya benim tercih ettiğim isimlendirmesiye iklim krizi, insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük ve en yaşamsal kriz.
Bu krize burun kıvıranlar, yeterince ciddiye almayanlar, iklim krizinden söz edenleri “korku yaymak”la suçlayanlar var; bugün biraz da onlara hitaben yazmak istiyorum bu yazıyı.
Yıllardır duyuyoruz, işte buzullar eriyecek, deniz seviyesi yükselecek, deniz kenarındaki şehirler sular altında kalacak.
İklim bilimcilerin yıllardır söylediği bu senaryo artık bir senaryo değil; hayatın gerçeği.
Bakın, ekim ayının başında Los Angeles şehrinin bazı bölümleri çok ilginç bir olay yaşadı. Şehrin Okyanus kıyısındaki bazı mahallelerini yükselen okyanus suları bastı. Sular sadece deniz kıyısındaki yalı evlere girmedi, içerilere, mahalle içlerine kadar da gitti.
Derken aynı şey Amerika’nın Doğu kıyısında, bu sefer Atlantik Okyanusu kıyısındaki Florida’da oldu, Miami şehrinin bazı bölümleri deniz suyunun altında kaldı.
Peki neden oldu bu?
https://10haber.net/yazarlar/ismet-berkan/ib-gundem/2026-10-30/





