Şehir hayatının yoğun koşturmacasından, beton yığınlarından ve günlük streslerden uzaklaşarak ruhunu doğayla ve tarihle temize çekmek isteyenler için İzmir’e sadece bir saat mesafede bulunan Şirince, benzersiz bir seçenek olarak öne çıkıyor. Selçuk ilçesine bağlı bu saklı cennet; yaz tatili anlayışını yalnızca sahil kasabalarına inmekten ibaret gören kalıpları yıkarak, ziyaretçilerine yeşil ile tarihin bir arada olduğu dingin ve bir o kadar da büyüleyici bir atmosfer vadediyor.
TARİHİN İÇİNDE BİR ZAMAN YOLCULUĞU
Şirince denildiğinde akla ilk gelen ve bölgenin en büyük çekim merkezi olan yer, kuşkusuz yamaca inci gibi dizilmiş ahşap detaylı beyaz badanalı tarihi Rum evleri oluyor. Eski adıyla ‘Çirkince’ olarak bilinen bu köy, daracık sokaklarında yürürken ziyaretçilerini adeta bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. Yüzlerce yıllık mimarinin korunduğu bu coğrafyada, tepelere doğru tırmandıkça köyün eşsiz dokusu belgesel karesini andıran nefes kesici manzaralar sunuyor.
Şirince’nin sunduğu etkinlikler sadece sokaklarda yürüyüşle sınırlı değil. Fotoğraf tutkunları için her köşesinde ayrı bir kompozisyon barındıran köyde, yöresel el sanatlarının sergilendiği tezgahlar arasında kaybolmak bölgenin olmazsa olmaz deneyimleri arasında yer alıyor. Tarihi dokunun arasından süzülerek fotoğraf çekme ve köylü kadınların el emeği göz nuru ürünlerini inceleme deneyimi her mevsim gerçekleştirilebiliyor.
KIYAMETTEN KAÇIŞTAN HUZURUN MERKEZİNE
Doğal güzelliklerinin yanı sıra köklü bir geçmişe ve ilginç hikayelere de sahip olan Şirince, tarihte büyük bir mübadele dönemine tanıklık etmiş stratejik bir kültürel miras alanı. 2012 yılında Maya takvimine göre “kıyametin kopmayacağı güvenli bölge” olarak adını tüm dünyaya duyuran bu saklı köy, aslında yüzyıllardır sessiz sakin bir yaşamın izlerini sürüyor. Köyün girişindeki Aziz Yuhanna (St. John) Kilisesi ve sokak aralarına gizlenmiş tarihi yapılar, geçmişte bu topraklarda yaşamış olan medeniyetlerin günümüze kadar ulaşmış en somut miraslarından birini oluşturuyor.







